Necati Ertuğrul
Köşe Yazarı
Necati Ertuğrul
 

AHLAKİ ÇÖKÜŞ

Müslüman bir ülke olmakla övündüğümüz bu güzel vatanımızda, ahlâki çöküşten söz etmek ne acı, ne kadar talihsizlik değil mi? Sadece geri kalmış bölgelerde, varoşlarda değil; İstanbul, Ankara, İzmir gibi en gelişmiş şehirlerimizde de daha çok görülüyorsa, durum daha da vahim sayılmaz mı? Gün geçtikçe ahlâki çürüme, çöküş hızla artıyorsa millet olarak acilen yapmamız gereken işler yok mu? İnsanlarda; sevgi, saygı, hoşgörü duygularının azalması, yer yer kaybolması, toplumlardaki ahlâk olgusunu yozlaştırır, değer yargılarını aşındırır. Siyasette, sanatta, gelenek ve göreneklerde, kültürde, her alanda yabancılaşma başlar. Toplumda; ahlâki değer yargıları değişim gösterir. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi kaybolur. Utanma, arlanma seviyeleri düşer. Ne yazık ki son zamanlarda böyle durumlara sıkça rastlar olduk. İnsanlar arasında “Biz böyle değildik, ne oldu bize” yakınmalarını sıkça duyar olduk. Ne yazık ki güçlü bir tepkide vermiyoruz, sadece yakınmakla kalıyoruz. Ahlâki çöküntünün altında biz de kalıyoruz. Ahlâki çürümenin pek çok nedenleri vardır. Bunların en başında adalet duygusunun zayıf olmasıdır. Adalet duygusunun olmadığı toplumlarda hiç kimse yaptığı eylemlerden kendini sorumlu tutmaz. Yaptığı yanına kâr kalır. Suç işleyenlere gerekli cezalar verilmezse; işte o zaman ahlâki çöküş tam ve etkili olarak başlar ve hızlanarak artış gösterir. Yazılı ve görsel basındaki seviyesiz tartışmalar, yanlış ve yanlı yayınlar, şiddet içeren diziler, gündüz programlarındaki utanç verici yayınlar toplumlardaki ahlâki bozulmanın en önemli sebepleri arasındadır. Ahlâki yozlaşma; sevgi, saygı, hoşgörü gibi değerleri de yok etmektedir. Sonuçta ne mi oluyor dersiniz, toplumda ayrışmalar, değer farklılıkları ortaya çıkmaktadır. Yolsuzluklar, rüşvet, adam kayırmalar, hırsızlık, iş yeri baskınları, cinsel tacizler. Sözün kısası her türlü aklâksızlıklar alıp başını gidiyor. İşin en vahim tarafı da bu gibi pis işlerin toplum tarafından normalmiş gibi karşılanmaya başlanmasıdır. Toplumlardaki ahlâki yozlaşmayı önleyebilmek için eğitime büyük önem verilmelidir. İnsanların kültür düzeyleri yükseltilmelidir. Bunu yaparken de en aşağıdan, yani ailelerden başlayıp en yüksek makamlara kadar yaymalıdır. Eğer konu küçümsenirse neler olacağını düşünmek bile istemiyorum.        Necati ERTUĞRUL
Ekleme Tarihi: 03 Nisan 2026 -Cuma

AHLAKİ ÇÖKÜŞ

Müslüman bir ülke olmakla övündüğümüz bu güzel vatanımızda, ahlâki çöküşten söz etmek ne acı, ne kadar talihsizlik değil mi?
Sadece geri kalmış bölgelerde, varoşlarda değil; İstanbul, Ankara, İzmir gibi en gelişmiş şehirlerimizde de daha çok görülüyorsa, durum daha da vahim sayılmaz mı? Gün geçtikçe ahlâki çürüme, çöküş hızla artıyorsa millet olarak acilen yapmamız gereken işler yok mu?
İnsanlarda; sevgi, saygı, hoşgörü duygularının azalması, yer yer kaybolması, toplumlardaki ahlâk olgusunu yozlaştırır, değer yargılarını aşındırır. Siyasette, sanatta, gelenek ve göreneklerde, kültürde, her alanda yabancılaşma başlar. Toplumda; ahlâki değer yargıları değişim gösterir. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi kaybolur. Utanma, arlanma seviyeleri düşer. Ne yazık ki son zamanlarda böyle durumlara sıkça rastlar olduk. İnsanlar arasında “Biz böyle değildik, ne oldu bize” yakınmalarını sıkça duyar olduk. Ne yazık ki güçlü bir tepkide vermiyoruz, sadece yakınmakla kalıyoruz. Ahlâki çöküntünün altında biz de kalıyoruz.
Ahlâki çürümenin pek çok nedenleri vardır. Bunların en başında adalet duygusunun zayıf olmasıdır. Adalet duygusunun olmadığı toplumlarda hiç kimse yaptığı eylemlerden kendini sorumlu tutmaz. Yaptığı yanına kâr kalır. Suç işleyenlere gerekli cezalar verilmezse; işte o zaman ahlâki çöküş tam ve etkili olarak başlar ve hızlanarak artış gösterir. Yazılı ve görsel basındaki seviyesiz tartışmalar, yanlış ve yanlı yayınlar, şiddet içeren diziler, gündüz programlarındaki utanç verici yayınlar toplumlardaki ahlâki bozulmanın en önemli sebepleri arasındadır. Ahlâki yozlaşma; sevgi, saygı, hoşgörü gibi değerleri de yok etmektedir. Sonuçta ne mi oluyor dersiniz, toplumda ayrışmalar, değer farklılıkları ortaya çıkmaktadır. Yolsuzluklar, rüşvet, adam kayırmalar, hırsızlık, iş yeri baskınları, cinsel tacizler. Sözün kısası her türlü aklâksızlıklar alıp başını gidiyor. İşin en vahim tarafı da bu gibi pis işlerin toplum tarafından normalmiş gibi karşılanmaya başlanmasıdır.
Toplumlardaki ahlâki yozlaşmayı önleyebilmek için eğitime büyük önem verilmelidir. İnsanların kültür düzeyleri yükseltilmelidir. Bunu yaparken de en aşağıdan, yani ailelerden başlayıp en yüksek makamlara kadar yaymalıdır. Eğer konu küçümsenirse neler olacağını düşünmek bile istemiyorum.
 
     Necati ERTUĞRUL
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Halil Dinç
(03.04.2026 13:07 - #856)
Pek beğendim. Eline kalemine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mevlüt Öz
(03.04.2026 15:01 - #857)
Kaleminize sağlık hocam durum aynen böyle saygı ve hürmetlerimle
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.