Küçücük bir kasabada beş gün boyunca sürmesi planlanan bir festival…
Sokaklarda ışıklar, stantlarda alışveriş yapan insanlar, meydanlarda müzik ve yüzlerde tebessüm…
Kızılcasöğüt’te yaşanan bu güzellikleri görünce insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Şimdi gel de bu belediyeyi kapat!
Kızılcasöğüt’te üçüncüsü düzenlenen Yaz Festivali sona erdi. Beş gün sürmesi planlanan festivalin son günü, olumsuz hava şartları nedeniyle iptal edildi. Dört gün boyunca kasabaya hareketlilik getiren festival, vatandaşlara keyifli anlar yaşattı.
Ancak bu festivalin ardından değinmek istediğim asıl konu, yalnızca konserler, etkinlikler ve eğlence değil. Asıl mesele, küçücük bir kasabada ortaya konulan çalışma azmi, sosyal belediyecilik anlayışı ve insanlara verilen değer.
KAPANMA ENDİŞESİNDEN FESTİVAL COŞKUSUNA…
Yakın zamanda nüfus kriterleri nedeniyle bazı belde belediyelerinin kapatılmasının gündeme gelmesi, ilçemizin tek kasabası olan Kızılcasöğüt’ün geleceği konusunda da ister istemez endişe yarattı.
Acaba Kızılcasöğüt de kapanması gündeme gelen belediyeler arasında mıydı?
Yaptığımız değerlendirmelerde, kasabanın nüfusunun belediyelerin kapatılmasına ilişkin gündeme gelen sınırın üzerinde olduğunu görünce bir nebze olsun rahatladık.
Ancak insanın aklına şu soru geliyor: Bir kasabanın geleceği yalnızca nüfusuyla mı ölçülmeli? Orada yaşayan insanların sosyal hayatı, ekonomik hareketliliği, kültürel değerleri ve belediyenin ortaya koyduğu hizmetler de dikkate alınmamalı mı?
İşte Kızılcasöğüt’te yaşananlar, bu soruların üzerinde düşünmemiz gerektiğini gösteriyor.
KÜÇÜK BİR KASABADA BÜYÜK BİR ORGANİZASYON
Kızılcasöğüt’ü yakından takip ediyoruz. Küçücük bir kasabada, alışık olmadığımız ölçüde farklı etkinlikler, konserler ve sosyal programlar düzenleniyor.
Kasaba halkı yapılanlardan ne kadar memnun, bunu en iyi orada yaşayanlar bilir. Ancak biz ilçe merkezinden baktığımızda, yapılan çalışmaları imrenerek izliyoruz.
Belediye Başkanı Refik Tuncay, kısıtlı bütçesine rağmen bir yandan kasabanın ihtiyaçlarını karşılamaya, diğer yandan yeni yatırımlar yapmaya çalışıyor. Bunun yanında vatandaşların sosyal hayatına katkı sağlayacak etkinliklere de öncülük ediyor.
Demek ki neymiş?
Çalışma azmi ve hizmet etme isteği olduktan sonra, kısıtlı imkânlarla da önemli işler başarılabiliyormuş. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Kızılcasöğüt Yaz Festivali, beş gün beş gece sürecek şekilde planlandı. Ancak festivalin beşinci günü, olumsuz hava şartları nedeniyle iptal edildi. Dört gün boyunca kasabada festival coşkusu yaşandı.
Stantlar kuruldu, esnaf satış yaptı. Kasaba halkı ve çevre yerleşimlerden gelen misafirler, eski panayır günlerini hatırlatan bir atmosferde bir araya geldi.
Geceleri ise birbirinden değerli sanatçılar sahne aldı. Kasaba, festival boyunca müzikle, eğlenceyle ve insan sesleriyle doldu.
Sokaklarda dolaşan insanlar, alışveriş yapan aileler, çocukların neşesi ve konser alanlarını dolduran kalabalıklar…
Küçük bir kasabada böylesine büyük bir hareketliliğe tanıklık etmek gerçekten güzeldi.
BELEDİYENİN KASASINDAN BEŞ KURUŞ ÇIKMADAN…
Festivalin en dikkat çekici yönlerinden biri de organizasyonun masraflarının belediyenin bütçesinden karşılanmadığının ifade edilmesiydi.
Böylesine kapsamlı bir etkinliğin, belediyenin kasasından harcama yapılmadan gerçekleştirilmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntı.
Elbette böylesine büyük bir organizasyonun arkasında ciddi bir emek, planlama ve dayanışma var.
Bu nedenle Kızılcasöğüt Belediye Başkanı Refik Tuncay’ı, belediye çalışanlarını ve organizasyonda emeği geçen herkesi kutlamak gerekiyor.
Dört gün boyunca kasabaya canlılık katan, esnafın iş yapmasına katkı sağlayan ve vatandaşlara keyifli vakit geçirme imkânı sunan bu etkinlik için kendilerine teşekkür ediyorum.
Hepinize helal olsun!
BELEDİYECİLİK SADECE YOL, SU VE ALTYAPI DEĞİLDİR
Bana göre belediyecilik yalnızca yol yapmak, su hizmeti sunmak, altyapıyı güçlendirmek ve kamu görevlerini yerine getirmekten ibaret değildir.
İnsanları bir araya getirmek, sosyal hayatı canlandırmak, çocuklara güzel anılar bırakmak ve vatandaşların günlük hayatın stresinden bir süreliğine uzaklaşmasını sağlamak da belediyeciliğin önemli bir parçasıdır.
Kızılcasöğüt’te düzenlenen festivalin en güzel taraflarından biri de buydu.
Belki bugün küçük bir çocuk, festival alanında ailesiyle dolaştı. Belki ilk kez bir konser izledi, belki de hayatında ilk kez böyle kalabalık bir etkinliğin heyecanını yaşadı.
Yıllar sonra büyüdüğünde, o günleri hatırlayacak. Çünkü çocuklukta yaşanan güzel anılar, insanın hafızasında ömür boyu yer eder. İşte yapılan bir etkinliğin değeri biraz da burada saklıdır.
SOKAKLARDA NOSTALJİ, DUVARLARDA SANAT…
Festival boyunca kasabanın sokaklarında yaşanan hareketlilik kadar, yapılan çevre düzenlemeleri de dikkat çekiciydi. Eski duvarların boyanarak birbirinden güzel resimlerle süslenmesi, sokaklara farklı bir görünüm kazandırdı.
Adeta bir sanat sokağına dönüşen bu alanlar, kasabanın nostaljik havasıyla birleşince ortaya güzel görüntüler çıktı.
Dışarıdan gelen misafirler, bu resimlerin önünde fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirdi. Işıklarla aydınlatılan sokaklar, alışveriş yapan insanlar ve geçmişin izlerini taşıyan duvarlar… İnsana filmlerde gördüğümüz o sıcak, samimi ve nostaljik kasaba atmosferini hatırlatıyordu.
Böylesine küçük dokunuşların bir kasabanın kimliğine ne kadar büyük katkı sağlayabileceğini görmek mümkün.
KIZILCASÖĞÜT SADECE BİR KASABA DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİR YAŞAM ALANI
Kızılcasöğüt’te dikkat çeken bir başka konu da kasabanın ekonomik hayatı.
Belediye Başkanı Refik Tuncay’ın oğluna ait bir işletme de burada faaliyet gösteriyor. Yurt içi ve yurt dışına ürün satarak ekonomik hayata katkı sağlayan işletmede Kızılcasöğütlü vatandaşlar da çalışıyor.
Bu durum, kasabanın yalnızca sosyal etkinliklerle değil, üretim ve istihdamla da ayakta kalmaya çalıştığını gösteriyor.
Bir kasabanın yaşaması için yalnızca nüfusunun belli bir sayının üzerinde olması yeterli değil. Üretim, istihdam, sosyal hayat ve dayanışma da o yerleşimin geleceğini belirleyen önemli unsurlar arasında.
Kızılcasöğüt’te gördüğümüz tablo, bu unsurların bir arada var olabileceğini ortaya koyuyor.
ELEŞTİRMEK KOLAY, YAPMAK ZOR…
Elbette yapılan her iş eleştirilebilir. Eleştiri, gelişmenin ve daha iyisini yapmanın önemli bir parçasıdır.
Ancak eleştirirken ortaya konulan emeği, yapılan çalışmaları ve elde edilen sonuçları da görmek gerekir.
Dünyalar kadar bütçesi olan belediyeler var. Buna rağmen vatandaşın sosyal hayatına dokunmayan, bulunduğu yere hareketlilik kazandıramayan yönetimlerle de karşılaşabiliyoruz.
Kızılcasöğüt ise kısıtlı imkânlarla dört gün boyunca insanları bir araya getiren bir festival düzenledi.
Bu nedenle yapılanları görmezden gelmek, verilen emeğe haksızlık olur.Bir kasabada bu kadar kısa sürede bu kadar çok insanı bir araya getirmek, esnafa hareketlilik kazandırmak ve çocuklara unutulmayacak anılar bırakmak küçümsenecek bir başarı değildir.
ŞİMDİ GEL DE BU BELEDİYEYİ KAPAT!..
Kızılcasöğüt’te festival boyunca yaşanan güzellikleri görünce insanın aklına ister istemez bu cümle geliyor.
Bir kasabanın değerini yalnızca nüfusuyla ölçmek ne kadar doğru?
Sokakları yaşayan, esnafı iş yapan, çocukları mutlu olan, insanları bir araya gelen ve kendi kimliğini korumaya çalışan bir kasabadan söz ediyoruz.
Elbette belediyelerin geleceğine ilişkin kararlar alınırken nüfus, ekonomik sürdürülebilirlik ve kamu hizmetlerinin etkinliği gibi pek çok ölçüt değerlendirilmelidir.
Ancak bir kasabanın sosyal ve kültürel yaşamını, orada yaşayan insanların aidiyet duygusunu ve yerel dayanışmayı da göz ardı etmemek gerekir.
Kızılcasöğüt, kendine özgü sokakları, samimi insanları ve ortaya koyduğu çalışmalarla sahip çıkılması gereken bir değerimizdir.
Bu vesileyle Kızılcasöğüt Belediye Başkanı Refik Tuncay’a, belediye ekibine, organizasyonda emeği geçenlere ve festivale katılarak kasabaya renk katan tüm vatandaşlara teşekkür ediyorum.
Festival boyunca eğlendik, güldük, stres attık. Hava şartları nedeniyle son günün iptal edilmesi üzücü olsa da geride güzel anılar kaldı.
Seneye de aynı güzellikleri yaşamak dileğiyle…Teşekkürler Refik Başkan ve ekibi. Her şey çok güzeldi.
Kızılcasöğüt’e sahip çıkalım. Çünkü bir kasabayı yaşatan yalnızca binaları değil, insanları, hatıraları ve birlikte yaşama kültürüdür.
