Uzun zaman içerisinde defalarca bu sosyal medya hastalığının tüm insanları olumsuz etkilediğini özellikle gençleri adeta uyuşturduğunu yazmıştım. Bizimkiler yenice uyandı, bu konuda çözümler aramaya başladılar. Ne iyi, bu da bir gelişmedir.
Biliyorsunuz, elinde telefon olmayan yok! Elinde telefonu olup da bunu lüzumlu ve gerekli işlere kullanan çok az! Şöyle ki; adı nedir, cep telefonu! İşlevi nedir, telefonlar iletişim sağlamak, acil durumlarda bu küçük cihazlar önemli işlerde kullanmak. Ama biz rahat durmayız. Diğer konularda olduğu gibi bu işte de abartmış, kibarca bir tabirle işin pisliğini çıkarmışız. Yahu kardeşim, hastanede, bankada sıra beklerken, otobüste yolculuk yaparken, okulda öğretmen ders anlatırken, bir amaçla gittiğin resmi ve özel dairede, işyerinde ve yüzlerce sayamadığım umuma açık yerlerde saatlerce saçma sapan yüksek sesle video izlemek nedir kardeşim. Gerçekten bu kadar benliğimizi, kişiliğimizi nasıl kaybediyoruz biz?
Sizlere özellikle öneriyorum, insanların kalabalık olduğu bir yerde telefonunuzu özellikle cebinize koyun.
Samimi bakışlarla şöyle bir süre etrafınızı izleyin. İnsanların uyuşturulmuş gibi saatlerce telefondan saçma sapan kısa videoları izlediğini ve ortamdan nasıl bihaber olduklarını göreceksiniz. Sonra da onların nasıl zavallılaştığını düşünerek acıyacaksınız bile!...
Büyüklerimiz şimdi yeni yeni çözümler aramaya başladı. Bu sevindirici bir haber. 14 yaş altındaki gençlere "sosyal medya" yasağı getirilmesi düşünülüyor. Ancak çözüm olur mu derseniz bana göre olmaz hatta mümkün değil. Çünkü gençlerin çoğunluğu sahte, uyduruk hesaplar açarak, sorumluluktan habersiz bazı ebeveynlerin bilinçsiz kıyağıyla (!) bu işi yapmaya devam edecekler. Peki bu kadar yazıyorsun, araştırıyorsun, getirilecek yasağın da çok işe yaramayacağını iddia ediyorsun da niye çözüm üretmiyorsun diyeceksiniz değil mi? Haklısınız ancak yine de bir şeyler düşünüyorum. Yani o kadar bu işi bilen, araştıran, değerlendiren uzmanlar var elbette. Onların karşısında bizlere söz düşmez ama bana göre öncelikle yaşlıların, orta yaşlıların ve ebeveynlerin bire bir olarak bu konularda bilinçlendirilmesi gerekiyor.
Mesela; insanlara elinde telefon, kulağında kulaklıkla yolda giderken arabanın çarptığı, tren yolunda yürürken trenin çarptığı, yolda ilerlerken çukura düşen, yaralanan hatta ölen insanları çok yaygın olarak göstermek gerekir diye düşünüyorum. Yalnız bunu sosyal medyadaki abuk zubuk kısa video yayınlayan sitelerin yaptığı gibi komik, şirin bir halde değil de ciddiyet içerisinde, üzüntü ve kaygı ifadeleriyle UYARICI ÖZELLİKTE yapmak gereklidir. Söylediğim gibi bu sadece bir öneridir. Doğrudur yanlıştır, olur olmaz buna bu işin uzmanları karar verir.
Şimdi biraz daha gerçekçi olalım. Bu internetteki ismini reklam etmeyeceğim sitelerdeki kısa videoların insanlara bilinçaltı mesajlar verdiği konuşuluyor. Bir süre önce gündeme gelen ve gençlerin kendisini ölüme bile götürecek kadar etkili olan bu kısa videoların mesaj verdiğini kabul etmemiz gerekiyor. Bu yönde yaşama bazı faciaları hatırlarsınız sanırım. Onu da geçelim insanların bu videolarda şiddeti, ahlâksızlığı, kavga ve dövüşü, silahı ve silahlanmayı, aile içi şiddeti artırdığını yani kısacası her türlü kötülüğe zemin hazırladığını nasıl görmediğini, nasıl uyanmadığını anlamak için kör olmalarının gerektiğini düşünüyorum. Bir zaman sonra kendi ailemize, kendi çocuklarımıza sözümüzün geçmediğini görmek ise bizleri gerçekten bunalıma sokuyor. Bugün çok fazla da önemli olmadığı düşünülen bu konu için yarın daha kötü olacaktır.
Ben, kendi adıma yöneticilerin bu işe kısa sürede el atmalarını ve çözüm üretmelerini dört gözle bekliyorum. Sağlığı, huzuru, iş hayatını, sosyal ilişkileri, okulları, dersleri, kaldırımları kısacası tüm hayatı OLUMSUZ etkileyen, adeta çıkmaza sokan bu işin çözülmesini ivedilikle bekliyoruz. Yoksa geleceğimiz de tehdit altına girecek gibi görünüyor...
