Zaman zaman yazıyoruz, sanırım daha çok da yazacağız. Bizler her nedense okumuyoruz, okumayı sevmiyoruz. Nedendir bilinmez okumak bize yük, ağırlık oluyor. Ancak bu saatten sonra zaten okumak bize tamamen “BOŞ” gelecektir.
Her insan tek tuşla rakamsal verilere ulaşabilir. Ülkemizde 1980'li yıllarda gazeteler oldukça çok okunuyordu. Bu yıllarda Türkiye’nin nüfusu 45 milyona yakındı. Buna karşılık yaklaşık 2 milyon civarında günlük gazete okunuyordu.
2000 yılında 67 milyona yakındı nüfusumuz. Bu yılların ortalamasında bazı dönemlerde promosyonlarla birlikte 3,5 milyon ile 7,2 milyona ulaştı. Ancak bu tarihten sonra milenyum derken, bilişim derken, teknoloji derken okuma olayı tamamen tersine dönerek “OKUMAMA” şekline dönüştü.
Bakınız 2020 yılında 83,6 milyon iken gazete okuma rakamları 1 milyonun altına düşerek adeta battı. Hadi ele almışken bir de geçen senenin verilerine bakalım. 2025 yılında nüfusumuz 86 milyon 100 bin olurken ülkede yıllık okunan gazete sayısı 394 binlere çakıldı kaldı.
Bunu yıla bölersek 1 milyon rakamını ancak ulaşıyoruz. Yani ülkemizdeki insanların 86'sından ancak birisi gazete okuyor. Bu sayılar daha da düşecektir, ÇÜNKÜ OKUMUYORUZ!...
Konuyu bize yani yerel gazetelere çevirirsek 1975 yılında 2600, 1990 yılında 827, 2000'de 736, 2010 yılında 2500, 2020'de 1951 yerel gazete olduğunu ve 2026 yılı itibariyle 632 gazete kaldığını üzülerek söylüyoruz.
Bu sayılar da maalesef daha çok düşecektir. Çünkü internet haber gazeteleri ilgili yasal düzenlemeler yapılarak hayata geçirildi.
Elbette yazılı basın yani kağıdı, mürekkebi kokan gazeteler kanımca yok olmaya mahkumlar. Bilişime, teknolojiye karşı kazanma şansları hiç yok. Ancak internet gazetelerini de okuyor muyuz dersek size koskoca bir “HAYIRRR!!!” çekebilirim.
Bakınız küçücük bir örnek vereyim. Gazetemizin salı günü yayınlanan haberlerini internet portalımızı ve oradan da sosyal medya sayfamıza aktarıyoruz. Çarşamba günü itibariyle bir köşe yazımızda teknik bir hata ile bir paragraf iki defa koyulmuş. Haberi okuyan 438 kişiden ancak 2 okurumuz durumu fark ederek bizleri aradı ve hatayı bildirdi. Ancak 436 kişi yazıyı ya okumadı, ya da başlığını okudu geçti.
Haftada 2 kez basılan gazetemizi bazı insanlara okumaları için dağıttığımızda “napayım ben onu” derken, bazılarının da “ver iki üç tane de KULLANIRIZ” demelerine defalarca şahit olmuşuz.
NE DİYEBİLİRİZ Kİ!...
Bakınız bizim dinimizin ilk emri “OKU!” değil miydi? Buna karşılık bizler ne yapıyoruz, OKU muyoruz. İstatistiklere göre nüfusumuzun yaklaşık % 94'ü müslüman olan bir ülkenin okuma yazma oranında dünya birincisi olması gerekirsen bizler onun da tersini yapıp maalesef okumuyoruz.
