Ramazan ayı bu yıl da geldi, kapımızı çaldı. Bu ay 29 gün sürecek olan “oruç ayı”nda kimileri orucunu tutacak, kimileri normal zamandaki günlük yaşantısına devam edecek. Kimse kimsenin ne oruç tuttuğuna ne de tutmadığına karışmamalıdır. Zaten dinimizin temelinde de hoşgörü yok mu?...
Gelin bu ayda, bayram günleriyle birlikte 32 gün sinirlerimize, hırçınlıklarımıza, kavga ve tartışmalarımıza da oruç tutturalım. Saygı ve hoşgörü çerçevesinde bu mübarek ayda olumsuz yaşama ara verelim. Evlerde tartışmalar, sokaklarda kavgalar, iş yerlerinde sürtüşmeler arşa çıkmış durumdadır. Her gün izlediğimiz kavga, dövüş, cinayet haberlerinden bıktık artık. Evde adam karısını sudan sebeplerle döver öldürür, sokakta yan baktın diye cinayetler işlenir, trafikte yol vermedin, korna bastın diye kavgalar çıkar. Nedir bu, nedendir anlaşılır gibi değil. Bu ülke böyle gergin bir vaziyette nereye gider.
Bu ayda dini değerlere önem vererek kavgaları, tartışmaları, cinayetleri sonlandırmamız lazım. Sokaktaki her insan patlamaya hazır bir bomba gibi geziyor.
Artık toplumdaki huzursuzluk had safhada. Vatandaşlara göre ekonomik sıkıntılar, ülkenin iyi yönetilmemesi, adalet ve hukukun zayıflaması, her gün gelen zamlar bu huzursuzlukların başlıca sebebi! Piyasada çok para var gibi görünmesine rağmen parasızlık, yaşam şartlarının ağırlaşması ortamı huzursuz ediyor. Sonuç olarak da bu durum sokaklarda tartışmalara, kavgalara hatta cinayetlere sebep olabiliyor. Gönül ister ki yaşamın tamamını huzura kavuşturalım ancak yapamazsak bile hiç olmazsa bunlara bir bahaneyle bir ay ara verelim.
O kadar ilginç ki; adam camiye girmiş, namazını kılmış ama çıkınca çevresindeki herkese hakareti, iftirayı torbasıyla savuruyor. Aslında camide Allah huzurunda namazını kılan, ibadetini yapan birisi manen huzurlu, hoşgörülü ve saygılı olmaz mı? Ama maalesef! Şöyle bakıyorum da dini logoları, Arapça yazıları, belli bir siyasi görüşün fotoğraf ve sloganlarıyla kendilerinden olmayan herkese öyle bir küfür ve hakaretler yağdırıyorlar ki, müslümanlığın kabul edeceği, aklın alacağı gibi değil!... Ne diyelim, işte bunlar da kendilerine müslümanız diyorlar. Oysa bizim dinimizin temelinde sevgi, saygı ve anlayışın olduğunu, kibir, gurur, iftira ve gıybetin asla olmadığını ve kabul edilemez olduğunu da çok iyi biliyorlar.
Ben diyorum ki! “Gel kardeşim, sen de bu bir aylık Ramazan ayı sürecinde bu yalanlarına, gıybet ve iftiralarına son ver. İnsanların siyasetine, ticaretine, kimsenin geçmişine ve geleceğine karışma. Bundan sonra düzgün insan ol. Güzel düşün, çevrene güzel bak! Yine temennim ömür boyu iyi ol ama olmayacaksan, mayan müsade etmiyorsa da hiç olmazsa bir ay iyi insan taklidi yap!”...
Bu ay bize güzellikler getiriyor. Yılın onbir ayından sonra bizlere böyle bir ilahi fırsat veriliyor. Ancak biz bundan yeterince nasibimizi alamıyorsak da boşuna yaşıyoruz demektir. Daha Ramazan ayında yolun başındayız. Ben derim ki oruç tutamıyorsan da Ramazan ayının hatırına, dininin aşkına insanlara, çevrene saygılı ol! Garipleri mazlumları kolla, aç, açıkta olanlara yardım et, hatta yapabilirsen aylardır çocuklarını kurtarmaya çalışan DMD hastası Kamil ile Ayaz’a yardım et ki, “İNSANLIK ÖLMEMİŞ” sözcüğünü topluma hatırlattır.
Hayırlı Ramazanlarınız olsun!...
