Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

ORTADOĞU’DA YENİ YIL

Kaynayan kazan Ortadoğu'da yine birileri kazanın altına odun atmaya devam ediyor. Filistin İsrail zulmüyle yaşam savaşı veriyor. Suriye ve İran'da emperyalistlerin kışkırtmasıyla ortalık toz duman. Önümüzdeki süreç hiç de hoş olmayan gelişmelere gebe gibi görünüyor. Ne talihsiz, ne kadersiz bir coğrafyaymış şu Ortadoğu! Dünya değişti, yüzyıllar geçti halâ kaderi değişmedi Ortadoğu'nun. Dünyanın bazı yerlerinde kayda değer kargaşalar olsa da burası hakikaten söylendiği gibi bir bataklık!. Bizim jenerasyon yaklaşık 60 yıldır huzurlu bir güne şahit olamadı bu bölgede. Bizden öncekiler de görememiş. Sanırım gidişata göre bizden sonrakilerde göremeyecek gibiler. Benin görüşüme biz direkten döndük. Şöyle 50 yıl kadar öncesine basit bir yolculuk yaparak hafızalarımızı canlandıralım. Ülkeyi kan gölüne çeviren sağ-sol davasında taraflar kimlerdi. Kimisi milliyetçi ideolojiye, kimisi de... Tüm insanların eşit şartlarda olması için çalışan sağcı-solcu düşünceye sahiplerdi. Yani o günkü ifadeyle komünistler ve faşistler değil miydi? Neydi amaçları, bir taraf komünizm veya sosyalizm getirerek halkların eşit olmalarını, Atatürkçü çizgide herkesin aynı gelirle devlet için çalışması gerektiğini yani SSCB Rusya'sının idare şeklini arzulamaktaydı. Diğer tarafta ise milliyetçi muhafazakâr bir sistemle Amerikan tarzı bir yönetim hedeflemekteydi. Bunlar, yani her iki tarafta Türk vatandaşı yani bu topraklarda yaşayan insanlar değil miydi? Bu mücadelenin sonunda gelinen noktayı çoğu genç nesil bilmezler. İnsanlar sağcı ve solcu etiketi altında birbirlerine öyle bir düşman edildiler ki; günün sonunda birbirlerini acımasızca öldürmeye başladılar. Bu gidişat ülkede bir iç savaşın çıkmasını ve hangi taraf karşı tarafı yok ederse bu ülke yönetimini ele geçirmeyi hedefler oldu. Sonradan üzerinde çok konuşulan ihtilal olurken en çok konuşulanı ise; "duruma müdahale etmek için istediğimiz ortamın oluşmasını bekledik" sözleri olmuştu. Ne gariptir ki insanlarımız bu konularda ağır bedeller ödeyerek geçmişte olanların yanlışlığını sonradan anlayabildi. Ama dünyadaki sömürge veya yönetime sahip olma arzusuyla yanıp tutuşan emperyalist güçlerin hevesleri hiç bitmedi. Sanırım bitmeyecek de... Çünkü ülkemizde bu kez Kürt-Türk sürtüşmesi yaratarak bu kez de PKK terör örgütünü ülkenin başına bela ettiler. Sağ-sol davasının bitmesi üzerine bu kez daha da ağır bedelleri olan terör sancısı yıllardır süregeldi. Sanırım ilerdeki günlerde de Cumhuriyet düşmanı, demokrasi düşmanı zihniyet huzur kaçırmak için sırada bekliyorlar. Elbette bu süreçte Ortadoğu fıkır fıkır kaynamaya devam etti. Oradaki kargaşa, savaş ve zulümler hiç bitmedi. Bugün geldiğimiz nokta gerçekten daha da vahim!. Çünkü bu meselenin en can alıcı noktası bu olayların çoğunlukla Ortadoğu'da olması ve hep en kolay, karıştırılabilen, geri kalmış müslüman ülkelerde olmasıdır. Bir süre önce Irak ve daha dün Suriye basit gerekçelerle karıştırıldı ve uzun zamandır süregelen sessiz ve huzurlu ortamları bozuldu. Ancak değişmeyen tek gerçek arkalarında hep aynı emperyalist güçlerin olmasıdır. Ortadoğu'da insanlar uyanmadıkça acılar yaşanmaya ve çekilmeye devam edecek. İnsanlar oynanan oyunu bozamadıkları, birlik ve beraberliklerini sağlayamadıkları sürece bu kargaşa kazanı kaynamaya devam edecek. Buradaki kader-yazgı da bu olsa gerek!...
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2026 -Cuma

ORTADOĞU’DA YENİ YIL

Kaynayan kazan Ortadoğu'da yine birileri kazanın altına odun atmaya devam ediyor. Filistin İsrail zulmüyle yaşam savaşı veriyor. Suriye ve İran'da emperyalistlerin kışkırtmasıyla ortalık toz duman. Önümüzdeki süreç hiç de hoş olmayan gelişmelere gebe gibi görünüyor.
Ne talihsiz, ne kadersiz bir coğrafyaymış şu Ortadoğu! Dünya değişti, yüzyıllar geçti halâ kaderi değişmedi Ortadoğu'nun. Dünyanın bazı yerlerinde kayda değer kargaşalar olsa da burası hakikaten söylendiği gibi bir bataklık!. Bizim jenerasyon yaklaşık 60 yıldır huzurlu bir güne şahit olamadı bu bölgede. Bizden öncekiler de görememiş. Sanırım gidişata göre bizden sonrakilerde göremeyecek gibiler.
Benin görüşüme biz direkten döndük. Şöyle 50 yıl kadar öncesine basit bir yolculuk yaparak hafızalarımızı canlandıralım. Ülkeyi kan gölüne çeviren sağ-sol davasında taraflar kimlerdi. Kimisi milliyetçi ideolojiye, kimisi de...
Tüm insanların eşit şartlarda olması için çalışan sağcı-solcu düşünceye sahiplerdi. Yani o günkü ifadeyle komünistler ve faşistler değil miydi? Neydi amaçları, bir taraf komünizm veya sosyalizm getirerek halkların eşit olmalarını, Atatürkçü çizgide herkesin aynı gelirle devlet için çalışması gerektiğini yani SSCB Rusya'sının idare şeklini arzulamaktaydı. Diğer tarafta ise milliyetçi muhafazakâr bir sistemle Amerikan tarzı bir yönetim hedeflemekteydi. Bunlar, yani her iki tarafta Türk vatandaşı yani bu topraklarda yaşayan insanlar değil miydi? Bu mücadelenin sonunda gelinen noktayı çoğu genç nesil bilmezler. İnsanlar sağcı ve solcu etiketi altında birbirlerine öyle bir düşman edildiler ki; günün sonunda birbirlerini acımasızca öldürmeye başladılar. Bu gidişat ülkede bir iç savaşın çıkmasını ve hangi taraf karşı tarafı yok ederse bu ülke yönetimini ele geçirmeyi hedefler oldu.
Sonradan üzerinde çok konuşulan ihtilal olurken en çok konuşulanı ise; "duruma müdahale etmek için istediğimiz ortamın oluşmasını bekledik" sözleri olmuştu.
Ne gariptir ki insanlarımız bu konularda ağır bedeller ödeyerek geçmişte olanların yanlışlığını sonradan anlayabildi. Ama dünyadaki sömürge veya yönetime sahip olma arzusuyla yanıp tutuşan emperyalist güçlerin hevesleri hiç bitmedi. Sanırım bitmeyecek de... Çünkü ülkemizde bu kez Kürt-Türk sürtüşmesi yaratarak bu kez de PKK terör örgütünü ülkenin başına bela ettiler. Sağ-sol davasının bitmesi üzerine bu kez daha da ağır bedelleri olan terör sancısı yıllardır süregeldi. Sanırım ilerdeki günlerde de Cumhuriyet düşmanı, demokrasi düşmanı zihniyet huzur kaçırmak için sırada bekliyorlar.
Elbette bu süreçte Ortadoğu fıkır fıkır kaynamaya devam etti. Oradaki kargaşa, savaş ve zulümler hiç bitmedi. Bugün geldiğimiz nokta gerçekten daha da vahim!. Çünkü bu meselenin en can alıcı noktası bu olayların çoğunlukla Ortadoğu'da olması ve hep en kolay, karıştırılabilen, geri kalmış müslüman ülkelerde olmasıdır.
Bir süre önce Irak ve daha dün Suriye basit gerekçelerle karıştırıldı ve uzun zamandır süregelen sessiz ve huzurlu ortamları bozuldu. Ancak değişmeyen tek gerçek arkalarında hep aynı emperyalist güçlerin olmasıdır.
Ortadoğu'da insanlar uyanmadıkça acılar yaşanmaya ve çekilmeye devam edecek. İnsanlar oynanan oyunu bozamadıkları, birlik ve beraberliklerini sağlayamadıkları sürece bu kargaşa kazanı kaynamaya devam edecek. Buradaki kader-yazgı da bu olsa gerek!...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.