Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

GENÇLERİN GELECEĞİ

Hiç boşu boşuna suçlu aramayın çünkü maalesef başta yetkililer olmak üzere hepimiz suçluyuz. Bunun bedelini ise tüm toplum ödeyecek. Bildiğiniz üzere toplumda son hızıyla yükselmeye devam eden "saldırganlık" toplumu tehdit edecek seviyeye ulaştı. Ve bu saldırganlığın başrolünde ise ne yazık ki 18 yaşın altındaki çocuklar çok yüksek seviyelere ulaştı. Ayrıca da bu oran daha da yükselmeye devam ediyor. Sokakta, kafede, okulda birbirlerine saldıran, yaralayan, öldüren çocuk yaştaki insanlar tüylerimizi diken diken ediyor. Çoğumuzun takip ettiği İstanbul'da 17 yaşındaki Atlas Çağlayan bıçaklanarak öldürülmesi zaten başlı başına akıl almaz bir olaydır. Hadi bunu istemeyerek kabul etsek de Atlası öldüren kendi yaşındaki çocukların cüretkar tehditleri neredeyse kanımızı donduracak seviyelere ulaştı. Düşünebiliyor musunuz, dişinizle tırnağınızla emek emek büyüttüğünüz canınız ciğeriniz evladınızı bir sokak kavgasında hunharca öldürecekler sonra da bu işin peşini bırakın, mahkemeye falan gitmeyin diye sizi tehdit edecekler. Ne garip değil mi? Bir tek bu işi çok kafaya takmayın. Çünkü bu olay sadece yüzlerce olaydan sadece birisi. Toplumda öyle nahoş olaylar oluyor ki hangisine baksak, hangisini kafaya taksak bilemiyoruz. Önceki gün ulusal bir televizyon kanalında haberler vardı. Ardı arkasına vahşet içeren bir çok haber sanki özellikle sıralanmış. Ve haberi sunan spiker üzüntülü gözlerle adeta ağlayacakmış gibi aşırı duygulanmıştı. O haberleri anlatırken ben gayrıihtiyari olarak "ülkede bunca kötü olayların başlıca sebebi siz ve sizin gibi kanallardaki aşırı vurdulu kırdılı, aşırı ahlâk dışı, kimin elinin kimin cebinde olduğunun anlaşılmadığı olayların yer aldığı DİZİLERDİR" diye seslenmişim. Çevremdekilerin bana garip bakışlarıyla başbaşa kaldım. Evet, tekrar ediyorum. Ülkemizin bugünkü inanılmaz kötü olayların oldukça yaşandığı bir ortama gelmesindeki en önemli etken dengesiz, ahlâksız, düzensiz diziler ve sosyal medya sistemidir. Ayrıca da bunu denetlemeye televizyon ve radyo denetim kurumu, devamen bu kurumları denetleme görevi olan sorumsuz ilgili kurumlardır. Bu konularda uzmanlar, bilim adamları, sosyal sorumluluk sahibi bilirkişilerin ve de çok küçük azınlıktaki basın kuruluşlarının ısrarlı önerilerilerine ve uyarılarına yıllarca kulak tıkadık. Bu olaylar bugün olmasa da yarın toplumun başına çok daha büyük belalar açacaktır. Şu köprüyü bir bakıma böldü ama "zararın neresinden dönersek kârdır" diyerek ülkemizdeki eğitimi ve iletişimi uzmanların katılımıyla acilen masaya yatırmanız lazımdır. Henüz tam kişiliğe ulaşmayan insanların televizyondaki bir dizinin sonrasında kalkanını kılıcını eline alarak sokağa fırlayarak şov yaptığı bir topluma sahibiz. Özellikle insanları yoğun olarak etkileyen televizyon dizilerini ve internet çılgınlığını sıkı bir denetim altına almak zorundayız. Büyükler olarak bizler de elimizdeki telefonu oksijen tüpü gibi kullanmaktan acilen vazgeçilmelidir. Bu böyle devam ederse çok daha vahim olaylarla karşılamaya hazır olmalıyız.
Ekleme Tarihi: 27 Ocak 2026 -Salı

GENÇLERİN GELECEĞİ

Hiç boşu boşuna suçlu aramayın çünkü maalesef başta yetkililer olmak üzere hepimiz suçluyuz. Bunun bedelini ise tüm toplum ödeyecek.
Bildiğiniz üzere toplumda son hızıyla yükselmeye devam eden "saldırganlık" toplumu tehdit edecek seviyeye ulaştı. Ve bu saldırganlığın başrolünde ise ne yazık ki 18 yaşın altındaki çocuklar çok yüksek seviyelere ulaştı. Ayrıca da bu oran daha da yükselmeye devam ediyor.
Sokakta, kafede, okulda birbirlerine saldıran, yaralayan, öldüren çocuk yaştaki insanlar tüylerimizi diken diken ediyor. Çoğumuzun takip ettiği İstanbul'da 17 yaşındaki Atlas Çağlayan bıçaklanarak öldürülmesi zaten başlı başına akıl almaz bir olaydır. Hadi bunu istemeyerek kabul etsek de Atlası öldüren kendi yaşındaki çocukların cüretkar tehditleri neredeyse kanımızı donduracak seviyelere ulaştı. Düşünebiliyor musunuz, dişinizle tırnağınızla emek emek büyüttüğünüz canınız ciğeriniz evladınızı bir sokak kavgasında hunharca öldürecekler sonra da bu işin peşini bırakın, mahkemeye falan gitmeyin diye sizi tehdit edecekler.
Ne garip değil mi?
Bir tek bu işi çok kafaya takmayın. Çünkü bu olay sadece yüzlerce olaydan sadece birisi. Toplumda öyle nahoş olaylar oluyor ki hangisine baksak, hangisini kafaya taksak bilemiyoruz.
Önceki gün ulusal bir televizyon kanalında haberler vardı. Ardı arkasına vahşet içeren bir çok haber sanki özellikle sıralanmış. Ve haberi sunan spiker üzüntülü gözlerle adeta ağlayacakmış gibi aşırı duygulanmıştı. O haberleri anlatırken ben gayrıihtiyari olarak "ülkede bunca kötü olayların başlıca sebebi siz ve sizin gibi kanallardaki aşırı vurdulu kırdılı, aşırı ahlâk dışı, kimin elinin kimin cebinde olduğunun anlaşılmadığı olayların yer aldığı DİZİLERDİR" diye seslenmişim. Çevremdekilerin bana garip bakışlarıyla başbaşa kaldım.
Evet, tekrar ediyorum. Ülkemizin bugünkü inanılmaz kötü olayların oldukça yaşandığı bir ortama gelmesindeki en önemli etken dengesiz, ahlâksız, düzensiz diziler ve sosyal medya sistemidir. Ayrıca da bunu denetlemeye televizyon ve radyo denetim kurumu, devamen bu kurumları denetleme görevi olan sorumsuz ilgili kurumlardır.
Bu konularda uzmanlar, bilim adamları, sosyal sorumluluk sahibi bilirkişilerin ve de çok küçük azınlıktaki basın kuruluşlarının ısrarlı önerilerilerine ve uyarılarına yıllarca kulak tıkadık. Bu olaylar bugün olmasa da yarın toplumun başına çok daha büyük belalar açacaktır. Şu köprüyü bir bakıma böldü ama "zararın neresinden dönersek kârdır" diyerek ülkemizdeki eğitimi ve iletişimi uzmanların katılımıyla acilen masaya yatırmanız lazımdır. Henüz tam kişiliğe ulaşmayan insanların televizyondaki bir dizinin sonrasında kalkanını kılıcını eline alarak sokağa fırlayarak şov yaptığı bir topluma sahibiz. Özellikle insanları yoğun olarak etkileyen televizyon dizilerini ve internet çılgınlığını sıkı bir denetim altına almak zorundayız. Büyükler olarak bizler de elimizdeki telefonu oksijen tüpü gibi kullanmaktan acilen vazgeçilmelidir. Bu böyle devam ederse çok daha vahim olaylarla karşılamaya hazır olmalıyız.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.