Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

DOLANDIRICILIKTA ZİRVEDEYİZ

Bir bayram haberi manşetinin yer aldığı bu sayıya “dolandırıcılık” haberi yakışmıyor ama şansımıza öyle denk geldi. Nasıl bir millet olduk biz, ne ara bu durumlara geldik. Sorup sorup cevap bulamıyoruz. Gerçekten anlaşılmaz ve izah edilemez şekilde dolandırıcılıkta zirvedeyiz. Özellikle son 20 yıldır adeta dolandırıcı cenneti olduk. Ve işin en ilginç tarafı şu dolandırıcılık konusunda kullandığımız aklımızı iyi işlerde kullansak bugünkü halimizden bir kat daha iyi durumda oluruz. Ama işimiz, beynimiz şeytanlığa üç kağıtçılığa daha çok yatkın oluyor. Dedim ya, 20 yıldır şirazeden çıktık iyice... Vallahi yapılanlar şeytanın aklına gelmez. Sanki çok disiplinli büyük bir komisyon toplanıp nasıl yeni yeni dolandırıcılık sistemleri bulabiliriz, bunu nasıl uygularız diye adeta çalıştay yapıyor. Bakınız yine 10-15 yıldır kendini polis, savcı, hakim diye tanıtarak yapılan dolandırıcılıklara şahit oluyoruz. Adamlar ne edip nasıl edip insanları dolandırmanın yolunu buluyorlar. Bir çoğumuz olayları duydukça, "nasıl olur bu, insan bunlara nasıl inanır" diye mağdur olan insanlara kızıyor. Ama öyle değil, gerçekten de karşıdaki pislik öyle ciddi, öyle tehditkar konuşuyor ki insan ne yapacağını sapıtıyor. 8-10 yıl önce bir telefon da bana geldi. Adam çok ciddi ve düzgün konuşmasıyla başladı konuşmaya. "İyi günler beyefendi, Erdal Sarıoğlu ile mi görüşüyoruz". Ben de; "buyurun benim" dedim. Yerine göre gelen onlarca ciddi telefonlardan birisi olarak düşünmüştüm. Sonrasında adam Emniyet Genel Müdürlüğünden aradığını anlatıp, işte falan filan hikayeleri uydurduktan sonra "dur bakalım ne olacak, niyeti nedir, ne isteyecek acaba" diye dinlemeye başladım. Bu arada hala mevzuya gelmediği için sıkıntı vermeye başlayınca, "kardeşim bu numaralar tutmuyor artık, başka yeni yöntemler bulun" deyince adam arkadan gelen melodik telsiz sesleriyle birlikte rahatsız oldum. Adam hala ısrar edince, "kardeşim burası .... Cumhuriyet Savcılığı, sen ne diyorsun. Şu anda konuştuklarını kayıt altına alıyoruz, numaranı da tespit ettik" deyince karşıdaki çok sert ve hiddetle, "sen bizimle dalga mı geçiyorsun, (gerçekten o günkü doğru olan adresimizi telaffuz ederek) ekipleri yolluyorum, bu adresten ayrılmayın" dedi ve kapattı. 10-15 dakika geçtikten sonra kendimi hala ekiplerin gelmesini bekleyen bir halde buldum. Yani bizler bu olayları o kadar duyup iç yüzünü bilmemize rağmen nasıl da etkilenebiliyoruz. Değil ki bu işlere uzak garibim insanlar ne yapsın... Dedim ya, bu zihniyet bir türlü durmak, hız kesmek bilmiyor. Ve yeni yeni yöntemler usuller bularak bitecek gibi de görünmüyor. Akşam internette gezinirken bir reklam gördüm. Hepimizin içinde olduğu maddi sıkıntılar dahilinde gözlerimi reklama diktim: "..... Bilmem ne bankasından başvuran müşterilerine 250 bin lira ve 12 ay ödemeli sıfır faizli ihtiyaç kredisi, hemen başvurun!"... Ne bileyim hemen başvurdum. Ertesi gün iş için Uşak'a gitmek için yola çıktım. O arada bir telefon geldi. Açtım, "İyi günler Avni Erdal Sarıoğlu ile mi görüşüyorum" dedi. Haliyle "buyurun" dedim. Karşıdaki şahıs, "Ben ...... ...... Bankasından Hakan, bir kredi başvurunuz olmuş, ben Banaz'dayım, Banaz şubesinde çalışıyorum yanınıza uğrayıp kredi işlemlerinizi tamamlayacaktım" dedi. Ben de; "Beyefendi ben de şu anda Uşak'a gidiyorum. Siz hangi şubedesiniz orada buluşup işlemleri yaparız" dedim. Vatandaş, "olmazsa buradan işleminizi tamamlayalım , şubeye gidip paranızı alın" deyince "biz şubede gidelim" dedim. Vatandaş tamam diyerek Çarşı şubesinde Yasemin hanıma bu uğramamızı söyledi. Bu işte bir gariplik var deyip işlerimiz bitince şubeye uğradık. Güvenliğe Yasemin hanımı sordum. Kendisi burada böyle bir çalışan yok deyince yakın gişedeki bayan "beyefendi, buyrun bir şey mi vardı" dedi. Biz de Yasemin hanımı aradığınızı söyledik. Hanımefendi 5 dakika beklememizi söyleyerek yanındaki müşterisinin işini tamamlayarak bizi çağırdı. Kendisinin isminin "Yasmin" olduğunu söyleyerek acaba isim yanlış mı verildi acaba diyerek konuşmamız dikkatini çekmiş. Durumu anlattıktan sonra, "Beyefendi birileri sizi dolandırmaya kalkmış, iyi ki buraya uğramışsınız" diye cevap verdi. Ben de halâ dolandırılmaktan son anda kurtulduğumu düşünmeden, "yani sizin böyle bir krediniz yok mu?" demekten de kendimi alamadım. Zira çok güzel, çok avantajlı bir kredi idi diye gülüştük. Ertesi gün akşam yine internette gezinirken baktım karşıma halâ üç-beş bankanın da aynı yönde reklamları karşıma geldi. Ve sorduğum ilk soru, "DEVLET BUNLARA NEDEN MÜSADE EDİYOR" oldu!
Ekleme Tarihi: 22 Mayıs 2026 -Cuma

DOLANDIRICILIKTA ZİRVEDEYİZ

Bir bayram haberi manşetinin yer aldığı bu sayıya “dolandırıcılık” haberi yakışmıyor ama şansımıza öyle denk geldi. Nasıl bir millet olduk biz, ne ara bu durumlara geldik. Sorup sorup cevap bulamıyoruz. Gerçekten anlaşılmaz ve izah edilemez şekilde dolandırıcılıkta zirvedeyiz.
Özellikle son 20 yıldır adeta dolandırıcı cenneti olduk. Ve işin en ilginç tarafı şu dolandırıcılık konusunda kullandığımız aklımızı iyi işlerde kullansak bugünkü halimizden bir kat daha iyi durumda oluruz. Ama işimiz, beynimiz şeytanlığa üç kağıtçılığa daha çok yatkın oluyor. Dedim ya, 20 yıldır şirazeden çıktık iyice...
Vallahi yapılanlar şeytanın aklına gelmez. Sanki çok disiplinli büyük bir komisyon toplanıp nasıl yeni yeni dolandırıcılık sistemleri bulabiliriz, bunu nasıl uygularız diye adeta çalıştay yapıyor. Bakınız yine 10-15 yıldır kendini polis, savcı, hakim diye tanıtarak yapılan dolandırıcılıklara şahit oluyoruz. Adamlar ne edip nasıl edip insanları dolandırmanın yolunu buluyorlar.
Bir çoğumuz olayları duydukça, "nasıl olur bu, insan bunlara nasıl inanır" diye mağdur olan insanlara kızıyor. Ama öyle değil, gerçekten de karşıdaki pislik öyle ciddi, öyle tehditkar konuşuyor ki insan ne yapacağını sapıtıyor.
8-10 yıl önce bir telefon da bana geldi. Adam çok ciddi ve düzgün konuşmasıyla başladı konuşmaya. "İyi günler beyefendi, Erdal Sarıoğlu ile mi görüşüyoruz". Ben de; "buyurun benim" dedim. Yerine göre gelen onlarca ciddi telefonlardan birisi olarak düşünmüştüm. Sonrasında adam Emniyet Genel Müdürlüğünden aradığını anlatıp, işte falan filan hikayeleri uydurduktan sonra "dur bakalım ne olacak, niyeti nedir, ne isteyecek acaba" diye dinlemeye başladım. Bu arada hala mevzuya gelmediği için sıkıntı vermeye başlayınca, "kardeşim bu numaralar tutmuyor artık, başka yeni yöntemler bulun" deyince adam arkadan gelen melodik telsiz sesleriyle birlikte rahatsız oldum. Adam hala ısrar edince, "kardeşim burası .... Cumhuriyet Savcılığı, sen ne diyorsun. Şu anda konuştuklarını kayıt altına alıyoruz, numaranı da tespit ettik" deyince karşıdaki çok sert ve hiddetle, "sen bizimle dalga mı geçiyorsun, (gerçekten o günkü doğru olan adresimizi telaffuz ederek) ekipleri yolluyorum, bu adresten ayrılmayın" dedi ve kapattı. 10-15 dakika geçtikten sonra kendimi hala ekiplerin gelmesini bekleyen bir halde buldum. Yani bizler bu olayları o kadar duyup iç yüzünü bilmemize rağmen nasıl da etkilenebiliyoruz. Değil ki bu işlere uzak garibim insanlar ne yapsın...
Dedim ya, bu zihniyet bir türlü durmak, hız kesmek bilmiyor. Ve yeni yeni yöntemler usuller bularak bitecek gibi de görünmüyor.
Akşam internette gezinirken bir reklam gördüm. Hepimizin içinde olduğu maddi sıkıntılar dahilinde gözlerimi reklama diktim: "..... Bilmem ne bankasından başvuran müşterilerine 250 bin lira ve 12 ay ödemeli sıfır faizli ihtiyaç kredisi, hemen başvurun!"... Ne bileyim hemen başvurdum. Ertesi gün iş için Uşak'a gitmek için yola çıktım. O arada bir telefon geldi. Açtım, "İyi günler Avni Erdal Sarıoğlu ile mi görüşüyorum" dedi. Haliyle "buyurun" dedim. Karşıdaki şahıs, "Ben ...... ...... Bankasından Hakan, bir kredi başvurunuz olmuş, ben Banaz'dayım, Banaz şubesinde çalışıyorum yanınıza uğrayıp kredi işlemlerinizi tamamlayacaktım" dedi. Ben de; "Beyefendi ben de şu anda Uşak'a gidiyorum. Siz hangi şubedesiniz orada buluşup işlemleri yaparız" dedim. Vatandaş, "olmazsa buradan işleminizi tamamlayalım , şubeye gidip paranızı alın" deyince "biz şubede gidelim" dedim. Vatandaş tamam diyerek Çarşı şubesinde Yasemin hanıma bu uğramamızı söyledi. Bu işte bir gariplik var deyip işlerimiz bitince şubeye uğradık. Güvenliğe Yasemin hanımı sordum. Kendisi burada böyle bir çalışan yok deyince yakın gişedeki bayan "beyefendi, buyrun bir şey mi vardı" dedi. Biz de Yasemin hanımı aradığınızı söyledik. Hanımefendi 5 dakika beklememizi söyleyerek yanındaki müşterisinin işini tamamlayarak bizi çağırdı. Kendisinin isminin "Yasmin" olduğunu söyleyerek acaba isim yanlış mı verildi acaba diyerek konuşmamız dikkatini çekmiş. Durumu anlattıktan sonra, "Beyefendi birileri sizi dolandırmaya kalkmış, iyi ki buraya uğramışsınız" diye cevap verdi. Ben de halâ dolandırılmaktan son anda kurtulduğumu düşünmeden, "yani sizin böyle bir krediniz yok mu?" demekten de kendimi alamadım. Zira çok güzel, çok avantajlı bir kredi idi diye gülüştük.
Ertesi gün akşam yine internette gezinirken baktım karşıma halâ üç-beş bankanın da aynı yönde reklamları karşıma geldi. Ve sorduğum ilk soru, "DEVLET BUNLARA NEDEN MÜSADE EDİYOR" oldu!
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.