Ağustosun bu kavurucu sıcağında mevlam tarlada çalışanlara, fırındakilere, ateşin karşısında sebatla duranlara sabırlar versin diyelim. Bir de klima karşısında yoğun mesai harcayanlara da kolaylıklar versin diyelim. Her kim olursa olsun ekmek parasına yaşama mücadelesine devam edenlere de selam olsun.
Doğrusu hangi şartlarda olursa olsun insanların var olma mücadelesi devam etmektedir. Biz de bu sıcak AĞUSTOS günlerinde yaşadıklarımızı, unuttuklarımızı dile getirip dersler çıkarmayı amaçladık.
Ağustosun ilk aklımıza getirdiği şey acı da olsa 19 Ağustos GÖLCÜK depremidir. Elbette son yıllarda yaşadığımız depremler de içimizi acıttı. Ancak 1999 daki deprem uzun yıllar yaşamadığımız depremlerin akılda kalan ilklerinden olduğu için öne alıyoruz.
7.4 ülkemize büyük acılar yaşattı. O günlerin en akılda kalan sözü de çok önemliydi.
“Deprem öldürmez çürük yapılar öldürür” diyen DEPREM DEDE A. Mete IŞIKARA idi. Rahmetle anıyorum ve sözlerinin ülkemiz için ne kadar kıymetli olduğunun farkına varmamız gerektiğine inanıyorum.
O günkü deprem sonrası halkımızın nasıl bir dayanışma içinde olduğunu görmek, yaralarımızı kısa zamanda sarmış olmak ne kadar anlamlı ve kıymetli idi. Biz de o günlerde BANAZ’dan Banazlılar olarak su, yiyecek ve giysi yardımında bulunmaktan çok mutlu olmuştuk. Belediyemiz ve kaymakamlığımızın organizasyonunda deprem bölgesine yardımlarımızı ulaştırmıştık. Kısa sürede deprem konutları yapıldı, isteyenlere konut isteyenlere maddi yardımlar ulaştırıldı.
Sonraki yıllar da depremler durmadı. Yurdumuz DEPREM kuşağında yer aldığından sık sık bu depremleri yaşadık. Ve son yıllarda da 11 ilimizde yaşadığımı depremeler acımızı katladı. Artık biz de Japonya gibi depremle yaşamayı öğrenmek ve konutlarımızı depreme dayanıklı hale getirmek zorundayız.
Bütün bunların yayanında üzerinde durmamız gereken önemli bir konu da konutların yapım aşamasında görevli olan resmi makamlarımızadır. Ne olursunuz konutların yapım ve kontrol aşamasında hiçbir eksikliğe prim tanımayınız. Her inşaat sahibi işlerini KURALLARA uygun yapsınlar. Sonrasında acılar yaşanmasın.
Bu Ağustos günlerinin yine en büyük acılarından biri de ORMAN yangınlarıdır. Sezon başında her türlü uyarılar yapılmış olmasına rağmen yine ormanlarımızı ateşe teslim ediyoruz. Onlar yandıkça bizim de içimiz yanıyor, kül oluyor. Orman yangınlarını en aza indirmek daha doğrusu yok etmek için bireysel olarak üzerimize düşenleri yapmak zorundayız. Elbette görevlilerimizde görevlerini en üst seviyede yapmak durumundadırlar. Bunun için gerekli ekipmanların sağlanması, eğitimlerin verilmesi önemlidir.
Yolculuk esnasından izmaritleri atmayalım, piknik alanlarında yanan ateş bırakmayalım. Cam şişeleri ormanlık alanlara atmayalım. Ormanı koruyalım!...
Bu kavurucu sıcaklarda da en çok ihtiyaç duyduğumuz su ve gölgedir. Sularımızı daha dikkatli kullanıp boşa akıtmayalım. Ve de sıcakların panzehiri olan GÖLGE için ağaç dikelim, gölgesinde dinlenelim. Dünyanın bir çok ülkesinde sıcaklardan oldukça fazla ölüm vakaları meydana gelmektedir. Sizlerde; özellikle yaşlı insanlarımız bu sıcak günlerde pek fazla dışarıda dolaşma eğiliminde olmayalım. Ve mümkünse şapka ile şemsiye ile kendimizi güneşten koruyalım. Söylediklerimi “biz bunları biliyoruz” diyerek kulak ardı etmeyin. Dilimiz döndüğünce sizlere anımsatıyorum ki aksi durumlar yaşamayasınız.
Yurdumuzun bir çok bölgesi sıcaktan ve soğuktan etkilenirken çok şükür ilçemiz yaşanabilir doğası ve tertemiz havası ile bu zorlukları fazlaca yaşamamaktadır. O nedenle yaşadığımız bu güzel ilçemizin kıymetini bilmeli, korumalı ve kollamalıyız.
