A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

BİR KÖY ÖĞRETMENİNDEN EĞİTİM

Ben Gökçeada ATATÜRK İLKÖĞRETMEN OKULUNDAN 1970 yılında mezun olmuş bir öğretmenim. İlk olarak beş sınıflı bir ilkokula atandım. Öğretmen okulunda birleştirilmiş sınıfta eğitim sürecini fazlaca alamadığımdan geldiğim ilk günlerde bir hayli bocaladım. Ama baktım ki bu sorunlar öyle ya da böyle çözülecek. Önce elimdeki dokümanlara sonra çevremdeki tecrübeli öğretmenlere danışarak sorunları aşmaya çalıştım. Ve mesleğe 30 yılımı severek isteyerek verdim. Ülke kalkınmasında bana göre en önde gelmesi gereken EĞİTİM’dir. Bu sorun çözülmediği ve çağa ayak uydurmadığı sürece olumlu sonuçlar alınabileceğinden pek fazla emin değilim. Bu durumu gerçeğe dönüştürülmek gerekir. Yani 365 günün 300 günü eğitime ayrılmalı. Bunun en az 200 günü öğretim, kalanı eğitim olarak değerlendirilmeli. Öğrencilerimizi yaparak, yaşayarak öğrenmek durumuna yöneltmeliyiz. Uygulamalı eğitim-öğretime daha çok zaman ayırmalıyız. Çağımızın eğitim ve öğretim materyallerinden daha çok yararlanmak ve aynı zamanda okuma alışkanlığı kazandırarak daha çok OKUMANIN önemini kavratmalıyız. Özel okul ve dersaneleri zaman içinde azaltıp ve hatta kapatarak MİLLİ EĞİTİM’in DEVLET tarafından ve MİLLİ olarak sürdürülmesi konusunu ehemniyetle tartışmalıyız. Para makinasına dönüşen özel okulların EĞİTİM de FIRSAT eşitliğini ortadan kaldırdığının farkına varmalıyız. Bir zamanlar siyasi bir muhteremin dediği gibi “paran yoksa öl” prensibini “paran yoksa okuma” mı diye hayata geçirmeliyiz. Sadece bunlar elbette yeterli olmayacak. Bu çağdaş eğitimi verebilmek adına okul binalarını da gayet güzel inşa ederek ferah, sakin tüm aktivitelere cevap verecek konumda ve ortalama öğrenci sayısı 20'yi geçmeyecek dersliklerde yapmalıyız. Müfredat.. Yukarıda sözünü ettiğim akademisyen-öğretmen-eğitimci kurul tüm sınıfların müfredatlarını yeni baştan ele alıp ÇAĞDAŞ bir düzeye getirerek hazırlamalı. Kılık kıyafet tek tip olmalı. Öğretmenler de SAYGIN kişiliğini koruyup TRAŞLI-KRAVATLI ve TAKIM elbiseli topluma örnek olacak durumunu korumalı. Tüm köy ilkokulları açılmalı pazartesi ve cuma günleri İstiklal Marşımız okunmalı ve köye IŞIK saçan bir kimliğe kavuşmalı. Çok önemli olmasa bile yeni mezun olan her öğretmen önce çok öğretmenli okullarda çalıştırılmalı ve mesleğinin en iyi konuma geldiği dönemlerin bir bölümünü köy öğretmeni olarak tamamlamalı. ANAHTAR KELİMELER En başta dikkate alınması gereken önlem; kaliteli öğretmen yetiştirecek kurumlar kurmak. İlköğretimin ilk aşaması 5 yıl sonraki dönemleri 3 ve dört yıl olmalı. Sınıfta kalma sistemi mutlaka uygulanmalı. Müfredat baştan sona yenilenmeli. Öğretim süresi en az 240 gün olmalı. Ortaöğretim BRANŞLAŞMAYA yönlendirmeli. Meslek Liseleri çoğaltılmalı. ANADOLU liselerinin sayısı azaltılıp kalitesi yükseltilmeli. Ülkedeki ÜNİVERSİTE sayısı azaltılıp kalite yükseltilmeli. Her bölgeye en az bir yatılı ilköğretim okulu kurulup imkanı olamayan öğrencilere eğitim fırsatı sunulmalı. Öğretmenlerin mesai saati günlük 8 saat olarak belirlenmeli ve MAAŞ’ları tatmin edici ve ek iş yapmayacak seviyeye getirilmeli. Kılık kıyafet yönetmeliği uygulanmalı. SONUÇ OLARAK EĞİTİM her şeyden önce gelmeli ve en iyi şekliyle planlanıp uygulanmalı. Ülke bütçesinden en büyük pay eğitime ayrılmalı. Elbette bunları söyleyip yazmak çözüm getirmiyor. İlk başta belirttiğim gibi konun uzmanları üzerinde çalışıp yüzyıllar boyu kalıcı bir program oluşturup uygulamaya koyabilmeli... Bu durumu gerçeğe dönüştürülmek gerekir. Yani 365 günün 300 günü eğitime ayrılmalı. Bunun en az 200 günü öğretim, kalanı eğitim olarak değerlendirilmeli. Öğrencilerimizi yaparak, yaşayarak öğrenmek durumuna yöneltmeliyiz. Uygulamalı eğitim-öğretime daha çok zaman ayırmalıyız. Çağımızın eğitim ve öğretim materyallerinden daha çok yararlanmak ve aynı zamanda okuma alışkanlığı kazandırarak daha çok OKUMANIN önemini kavratmalıyız. Özel okul ve dersaneleri zaman içinde azaltıp ve hatta kapatarak MİLLİ EĞİTİM’in DEVLET tarafından ve MİLLİ olarak sürdürülmesi konusunu ehemniyetle tartışmalıyız. Para makinasına dönüşen özel okulların EĞİTİM de FIRSAT eşitliğini ortadan kaldırdığının farkına varmalıyız. Bir zamanlar siyasi bir muhteremin dediği gibi “paran yoksa öl” prensibini “paran yoksa okuma” mı diye hayata geçirmeliyiz. Sadece bunlar elbette yeterli olmayacak. Bu çağdaş eğitimi verebilmek adına okul binalarını da gayet güzel inşa ederek ferah, sakin tüm aktivitelere cevap verecek konumda ve ortalama öğrenci sayısı 20'yi geçmeyecek dersliklerde yapmalıyız. Müfredat.. Yukarıda sözünü ettiğim akademisyen-öğretmen-eğitimci kurul tüm sınıfların müfredatlarını yeni baştan ele alıp ÇAĞDAŞ bir düzeye getirerek hazırlamalı. Kılık kıyafet tek tip olmalı. Öğretmenler de SAYGIN kişiliğini koruyup TRAŞLI-KRAVATLI ve TAKIM elbiseli topluma örnek olacak durumunu korumalı. Tüm köy ilkokulları açılmalı pazartesi ve cuma günleri İstiklal Marşımız okunmalı ve köye IŞIK saçan bir kimliğe kavuşmalı. Çok önemli olmasa bile yeni mezun olan her öğretmen önce çok öğretmenli okullarda çalıştırılmalı ve mesleğinin en iyi konuma geldiği dönemlerin bir bölümünü köy öğretmeni olarak tamamlamalı. ANAHTAR KELİMELER En başta dikkate alınması gereken önlem; kaliteli öğretmen yetiştirecek kurumlar kurmak. İlköğretimin ilk aşaması 5 yıl sonraki dönemleri 3 ve dört yıl olmalı. Sınıfta kalma sistemi mutlaka uygulanmalı. Müfredat baştan sona yenilenmeli. Öğretim süresi en az 240 gün olmalı. Ortaöğretim BRANŞLAŞMAYA yönlendirmeli. Meslek Liseleri çoğaltılmalı. ANADOLU liselerinin sayısı azaltılıp kalitesi yükseltilmeli. Ülkedeki ÜNİVERSİTE sayısı azaltılıp kalite yükseltilmeli. Her bölgeye en az bir yatılı ilköğretim okulu kurulup imkanı olamayan öğrencilere eğitim fırsatı sunulmalı. Öğretmenlerin mesai saati günlük 8 saat olarak belirlenmeli ve MAAŞ’ları tatmin edici ve ek iş yapmayacak seviyeye getirilmeli. Kılık kıyafet yönetmeliği uygulanmalı. SONUÇ OLARAK EĞİTİM her şeyden önce gelmeli ve en iyi şekliyle planlanıp uygulanmalı. Ülke bütçesinden en büyük pay eğitime ayrılmalı. Elbette bunları söyleyip yazmak çözüm getirmiyor. İlk başta belirttiğim gibi konun uzmanları üzerinde çalışıp yüzyıllar boyu kalıcı bir program oluşturup uygulamaya koyabilmeli...
Ekleme Tarihi: 09 Temmuz 2026 -Perşembe

BİR KÖY ÖĞRETMENİNDEN EĞİTİM

Ben Gökçeada ATATÜRK İLKÖĞRETMEN OKULUNDAN 1970 yılında mezun olmuş bir öğretmenim. İlk olarak beş sınıflı bir ilkokula atandım. Öğretmen okulunda birleştirilmiş sınıfta eğitim sürecini fazlaca alamadığımdan geldiğim ilk günlerde bir hayli bocaladım. Ama baktım ki bu sorunlar öyle ya da böyle çözülecek. Önce elimdeki dokümanlara sonra çevremdeki tecrübeli öğretmenlere danışarak sorunları aşmaya çalıştım. Ve mesleğe 30 yılımı severek isteyerek verdim.
Ülke kalkınmasında bana göre en önde gelmesi gereken EĞİTİM’dir. Bu sorun çözülmediği ve çağa ayak uydurmadığı sürece olumlu sonuçlar alınabileceğinden pek fazla emin değilim.
Bu durumu gerçeğe dönüştürülmek gerekir. Yani 365 günün 300 günü eğitime ayrılmalı. Bunun en az 200 günü öğretim, kalanı eğitim olarak değerlendirilmeli. Öğrencilerimizi yaparak, yaşayarak öğrenmek durumuna yöneltmeliyiz. Uygulamalı eğitim-öğretime daha çok zaman ayırmalıyız. Çağımızın eğitim ve öğretim materyallerinden daha çok yararlanmak ve aynı zamanda okuma alışkanlığı kazandırarak daha çok OKUMANIN önemini kavratmalıyız.
Özel okul ve dersaneleri zaman içinde azaltıp ve hatta kapatarak MİLLİ EĞİTİM’in DEVLET tarafından ve MİLLİ olarak sürdürülmesi konusunu ehemniyetle tartışmalıyız. Para makinasına dönüşen özel okulların EĞİTİM de FIRSAT eşitliğini ortadan kaldırdığının farkına varmalıyız. Bir zamanlar siyasi bir muhteremin dediği gibi “paran yoksa öl” prensibini “paran yoksa okuma” mı diye hayata geçirmeliyiz.
Sadece bunlar elbette yeterli olmayacak. Bu çağdaş eğitimi verebilmek adına okul binalarını da gayet güzel inşa ederek ferah, sakin tüm aktivitelere cevap verecek konumda ve ortalama öğrenci sayısı 20'yi geçmeyecek dersliklerde yapmalıyız.
Müfredat.. Yukarıda sözünü ettiğim akademisyen-öğretmen-eğitimci kurul tüm sınıfların müfredatlarını yeni baştan ele alıp ÇAĞDAŞ bir düzeye getirerek hazırlamalı.
Kılık kıyafet tek tip olmalı. Öğretmenler de SAYGIN kişiliğini koruyup TRAŞLI-KRAVATLI ve TAKIM elbiseli topluma örnek olacak durumunu korumalı.
Tüm köy ilkokulları açılmalı pazartesi ve cuma günleri İstiklal Marşımız okunmalı ve köye IŞIK saçan bir kimliğe kavuşmalı.
Çok önemli olmasa bile yeni mezun olan her öğretmen önce çok öğretmenli okullarda çalıştırılmalı ve mesleğinin en iyi konuma geldiği dönemlerin bir bölümünü köy öğretmeni olarak tamamlamalı.
ANAHTAR KELİMELER
En başta dikkate alınması gereken önlem; kaliteli öğretmen yetiştirecek kurumlar kurmak.
İlköğretimin ilk aşaması 5 yıl sonraki dönemleri 3 ve dört yıl olmalı.
Sınıfta kalma sistemi mutlaka uygulanmalı.
Müfredat baştan sona yenilenmeli.
Öğretim süresi en az 240 gün olmalı.
Ortaöğretim BRANŞLAŞMAYA yönlendirmeli.
Meslek Liseleri çoğaltılmalı.
ANADOLU liselerinin sayısı azaltılıp kalitesi yükseltilmeli.
Ülkedeki ÜNİVERSİTE sayısı azaltılıp kalite yükseltilmeli.
Her bölgeye en az bir yatılı ilköğretim okulu kurulup imkanı olamayan öğrencilere eğitim fırsatı sunulmalı.
Öğretmenlerin mesai saati günlük 8 saat olarak belirlenmeli ve MAAŞ’ları tatmin edici ve ek iş yapmayacak seviyeye getirilmeli. Kılık kıyafet yönetmeliği uygulanmalı.
SONUÇ OLARAK
EĞİTİM her şeyden önce gelmeli ve en iyi şekliyle planlanıp uygulanmalı. Ülke bütçesinden en büyük pay eğitime ayrılmalı. Elbette bunları söyleyip yazmak çözüm getirmiyor. İlk başta belirttiğim gibi konun uzmanları üzerinde çalışıp yüzyıllar boyu kalıcı bir program oluşturup uygulamaya koyabilmeli...
Bu durumu gerçeğe dönüştürülmek gerekir. Yani 365 günün 300 günü eğitime ayrılmalı. Bunun en az 200 günü öğretim, kalanı eğitim olarak değerlendirilmeli. Öğrencilerimizi yaparak, yaşayarak öğrenmek durumuna yöneltmeliyiz. Uygulamalı eğitim-öğretime daha çok zaman ayırmalıyız. Çağımızın eğitim ve öğretim materyallerinden daha çok yararlanmak ve aynı zamanda okuma alışkanlığı kazandırarak daha çok OKUMANIN önemini kavratmalıyız.
Özel okul ve dersaneleri zaman içinde azaltıp ve hatta kapatarak MİLLİ EĞİTİM’in DEVLET tarafından ve MİLLİ olarak sürdürülmesi konusunu ehemniyetle tartışmalıyız. Para makinasına dönüşen özel okulların EĞİTİM de FIRSAT eşitliğini ortadan kaldırdığının farkına varmalıyız. Bir zamanlar siyasi bir muhteremin dediği gibi “paran yoksa öl” prensibini “paran yoksa okuma” mı diye hayata geçirmeliyiz.
Sadece bunlar elbette yeterli olmayacak. Bu çağdaş eğitimi verebilmek adına okul binalarını da gayet güzel inşa ederek ferah, sakin tüm aktivitelere cevap verecek konumda ve ortalama öğrenci sayısı 20'yi geçmeyecek dersliklerde yapmalıyız.
Müfredat.. Yukarıda sözünü ettiğim akademisyen-öğretmen-eğitimci kurul tüm sınıfların müfredatlarını yeni baştan ele alıp ÇAĞDAŞ bir düzeye getirerek hazırlamalı.
Kılık kıyafet tek tip olmalı. Öğretmenler de SAYGIN kişiliğini koruyup TRAŞLI-KRAVATLI ve TAKIM elbiseli topluma örnek olacak durumunu korumalı.
Tüm köy ilkokulları açılmalı pazartesi ve cuma günleri İstiklal Marşımız okunmalı ve köye IŞIK saçan bir kimliğe kavuşmalı.
Çok önemli olmasa bile yeni mezun olan her öğretmen önce çok öğretmenli okullarda çalıştırılmalı ve mesleğinin en iyi konuma geldiği dönemlerin bir bölümünü köy öğretmeni olarak tamamlamalı.
ANAHTAR KELİMELER
En başta dikkate alınması gereken önlem; kaliteli öğretmen yetiştirecek kurumlar kurmak.
İlköğretimin ilk aşaması 5 yıl sonraki dönemleri 3 ve dört yıl olmalı.
Sınıfta kalma sistemi mutlaka uygulanmalı.
Müfredat baştan sona yenilenmeli.
Öğretim süresi en az 240 gün olmalı.
Ortaöğretim BRANŞLAŞMAYA yönlendirmeli.
Meslek Liseleri çoğaltılmalı.
ANADOLU liselerinin sayısı azaltılıp kalitesi yükseltilmeli.
Ülkedeki ÜNİVERSİTE sayısı azaltılıp kalite yükseltilmeli.
Her bölgeye en az bir yatılı ilköğretim okulu kurulup imkanı olamayan öğrencilere eğitim fırsatı sunulmalı.
Öğretmenlerin mesai saati günlük 8 saat olarak belirlenmeli ve MAAŞ’ları tatmin edici ve ek iş yapmayacak seviyeye getirilmeli. Kılık kıyafet yönetmeliği uygulanmalı.
SONUÇ OLARAK
EĞİTİM her şeyden önce gelmeli ve en iyi şekliyle planlanıp uygulanmalı. Ülke bütçesinden en büyük pay eğitime ayrılmalı. Elbette bunları söyleyip yazmak çözüm getirmiyor. İlk başta belirttiğim gibi konun uzmanları üzerinde çalışıp yüzyıllar boyu kalıcı bir program oluşturup uygulamaya koyabilmeli...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.