Basından sansürün kaldırılması günü! Bayram mı değil mi yaşayanlar daha iyi biliyor. Ancak yaşadığımız şu günlerde konu tartışmalı. Aşağıdaki alıntılar benim gazeteci arkadaşlarımın kaleminden olup gerçek halimizi ortaya koymaktadır. Benim fikirlerimle örtüştüğü için bugün de onların düşünüşlerini paylaşmak istedim. Hadi onlara da bir göz atalım.
Sorunlar bitmez ama azaltılabilir. Manavgat'ta yıllarını mürekkep kokuları arasında tüketmiş basın emekçisi dostum GELENDOST’un kaleminden aktarıyorum
* * * *
MGYC Başkanı Gelendost’tan 24 Temmuz’da Sert Tepki: "Sektör Biterken Bayram Kutlanmaz!"
Manavgat Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti (MGYC) Başkanı Hüseyin Avni Gelendost!...
Ayrıca (TGF) Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Avni Gelendost, “24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışı ve Basın Bayramı” dolayısıyla kapsamlı bir açıklama yaptı.
Anadolu basınının ve yerel medyanın tarihinin en ağır ekonomik ve mesleki krizlerinden birini yaşadığını belirten Gelendost, mevcut koşullar altında süslü cümlelerle bayram kutlamanın hiçbir anlam ifade etmediğini dile getirdi.
"Ağır Şartlar Altında Bayram Kutlamak Anlamını Yitirdi”
Yıllarını gazete mutfağına ve habercilik mesleğine vermiş bir basın emekçisi olarak sektörün içinde bulunduğu tabloyu değerlendiren Hüseyin Avni Gelendost, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Türk basınında sansürün kaldırılışının yıldönümünde ne yazık ki coşkulu bir bayram havasından çok uzak bir tabloyla karşı karşıyayız. Yerel basının ayakta kalmakta zorlandığı, artan maliyetler ve azalan gelirler nedeniyle kapanma noktasına geldiği bir dönemde Basın Bayramı’nı kutlamak gerçekçi değildir. Anadolu medyası bugün kutlama değil, yaşama mücadelesi vermektedir."
"Korsan Gazetecilik ve Sosyal Medya Düzensizliği Mesleği Zehirliyor”
Sektörün yalnızca ekonomik sıkıntılarla değil, aynı zamanda nitelik kaybı ve etik erozyonla da boğuştuğuna dikkat çeken Gelendost, mesleğin itibarını koruyacak adımların acilen atılması gerektiğini vurguladı:
"Bugün ne yazık ki gazetecilikle, basın etiğiyle hiçbir bağı bulunmayan, eline bir telefon alarak 'gazeteci' kisvesiyle piyasada dolaşan kişilerin yarattığı bilgi kirliliği ve itibar kaybı ile karşı karşıyayız. Sosyal medya gazeteciliği adı altında hiçbir denetime tabi olmadan yapılan yayınlar, mesleğin saygınlığını ayaklar altına almaktadır. Kimin gazeteci olduğu, kimin olmadığı net çizgilerle belirlenmeli; bu alandaki başıboşluğa son verecek caydırıcı yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir."
Çözüm İçin 3 Kritik Çağrı: Can Suyu, Yasal Çerçeve ve Etik Denetim
MGYC Başkanı Hüseyin Avni Gelendost, yerel basının nefes alabilmesi ve mesleğin geleceğinin kurtarılması için yapılması gerekenleri şu üç ana maddede özetledi:
1. Acil Can Suyu Paketleri: Yerel gazete, televizyon ve internet medyasının ayakta kalabilmesi için kamu kaynaklı desteklerin, vergi kolaylıklarının ve ilan/reklam imkânlarının yeni teşvik paketleriyle artırılması.
2. Kapsamlı Yasal Düzenleme: Sosyal medya üzerinden yapılan korsan yayıncılığı, şantaj ve unvan istismarını engelleyecek net bir yasal çerçevenin oluşturulması.
3. Mesleki Niteliğin Korunması: İletişim özgürlüğünü kısıtlamadan, mesleki liyakatı ve basın etiğini koruyacak adımların resmî kurumlar ve meslek örgütleri iş birliğiyle atılması.
Açıklamasını meslektaşlarına dayanışma mesajı vererek tamamlayan Gelendost, "Tüm zorluklara, imkânsızlıklara ve baskılara rağmen kalemini satmadan, hakikatin ve halkın hizmetinde gece gündüz çalışan tüm gerçek basın emekçilerinin Basın Özgürlüğü için Mücadele ve Dayanışma Günü’nü saygıyla selamlıyorum," dedi.
Gazetecilik, kamu adına denetim yapan, toplumun sesini duyuran ve demokrasinin nefes almasını sağlayan vazgeçilmez bir kurumdur. Gerçeklerin doğru, tarafsız ve hızlı bir şekilde kamuoyuna ulaştırılması, sağlıklı bir toplum yapısının temel taşıdır.
