A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

SENEDE BİR GÜN

“Gönlümde açmadan solan bir gülsün “Yeter ki gel bana senede bir gün.”   10 Ocak Çalışan Gazeteciler günüydü. Yazdım, “Bizimde günümüz var” diye ama ne çare ki senede bir gün olan bu gün bizi üç beş dosttan başkası aramadı. Halkımızın zaten umurunda değil. Resmi makamların canına minnet diyelim. Ama bir gerçek var ki; biz de sizlere bir şeyler ulaştırabilmek için gece gündüz çalışıyor, harfleri iğneyle kuyu kazarcasına ardarda getirip huzurunuza çıkmayı hedefliyoruz. Nereden aklımıza estiyse kim beynimize soktuysa biz de böyle bir mesleği edinmişiz. Doğrusunu isterseniz kimse bizi zorlamadı, kimse bize şiddet uygulamadı ama demek ki bizde de biraz varmış ve yıllar yılı bu deveyi gütmekten geri duramamışız. 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”.  Bu tabir bana biraz yoz gelse de çalışmayan gazeteci var mı demek istiyorum. Ama bu gün aslında bir kutlama değil bir mücadele günüdür. Nereden nereye dersek ülkemizdeki 1800 gazetenin yarıya düştüğü zamanlardır. Gerek prosedürler ve gerekse olumsuz koşullar bu mesleği icra eden dostların zemini terk etmesiyle sonuçlanmıştır. Bir çok meslektaşımız işsiz kalmış ve aralarında yardıma muhtaç olanlar bile bulunmaktadır. Böyle mi olmalıydı?.. “Halkın haber alma hakkı kutsaldır” diye atılan nutukların ne yazık ki yürekten olmadığı gerçeği apaçık ortadadır. Piyasaları izliyorsunuz. En çok prim yapan metaları duyuyorsunuz. Bu ne altın, ne gümüştür. Değeri hızla artan KAĞIT’tır. Bugün temizlikte kullandığımız peçetelerin fiyatı bile akıl almaz yükselmiştir. Ama alışkanlık edindiğimizden elimizi, burnumuzu kı*ımızı silip attığımız bu kağıtlar bile aslında çok pahalı ve aşırı değer kazanmış durumdadır. İşte bu ahval ve şartlarda bile mücadeleden yılmayıp direnmekteyiz. Eleman giderleri ve SSK primleri almış başını gidiyor. Buna karşılık ilan gelirleri dibe vurmuş vaziyettedir. Bazı ihale ilanları da allem edip kallem edip elimizden çekip alınmaktadır. BİK bizden aldığı rakamlarla yetinmeyip ilanları bir şekilde kendi yayınlama yoluna gitmektedir. Haftalık bir gazete olmamıza rağmen ki bunu 59 yıldır fiilen sürdürmekteydik, bize haftada 2 gün çıkmamız dayatılmıştır. Zaten kıt kanaat çorbamız kaynarken şimdi çorba iki kaşıkta tükenmektedir.. Böyle bir günde bazı kurum ve kuruluşlar göstermelik bile olsa sabah kahvaltıları düzenlemekte, akşam yemeği davetleri yapmaktadırlar. Hiç yoktan iyidir diyerek kabullenip davetlere icabet etsek de içimiz mutlu değildir. Hele bazı siyasi partilerin “yerel medya” adıyla yaptığı toplantılarda konuşmaları ulusal medyaya vermesi ve bizi dekor olarak kullanması doğru olamayan bir davranıştır. Konuşmalarında; “YEREL MEDYA demokrasimizin vazgeçilmezidir” demekle gönlümüz alınmıyor. Gerçekten inanmanız ve uygulamalarınızla ispat etmeniz gerekmez mi?. Bir yıl 365 gün. Ve neredeyse her güne bir kutlama sığmaktadır. 10 Ocak bizim günümüzdür. Kutlama değil MÜCADELE günüdür. Aynı zamanda 16 Ocak BASIN ONUR GÜNÜ ve 24 Temmuz’da “Sansürün Kaldırılması Günü”dür.. Hiç olmazsa bu günlerde BASIN’ın sorunlarına bir çözüm üretilse. Bizleri sevindirecek güzel kurallar ortaya konsa. Gazetelere teşvikli kağıt temini yapılsa, prim ve vergilerde iyileştirme yapılsa, basın kartlarına uygulanan ambargo kaldırılsa, yani tepeden tırnağa iyileştirme yapılsa daha güzel olmaz mi?... Bence olur, hem de yeni, genç, dinamik Basın İlan Kurumu Abdulkadir Çay, emekçi Anadolu Basını”na daha yakın bir bürokrat. Yani garibin halinden anlayabilecek birisi olduğunu biliyoruz. Bu konulara el atıp, dertlere deva olacağına inanıyoruz. Kendisinden çok şey bekliyoruz. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Gerçekten gazeteci olmayan ve bunu farklı düşünüşleriyle silah gibi kullanan, ona buna saldıran, insanları tehdit eden gazetecilerin olduğu da bilindiğinden bunlara karşı taviz vermemek, müsamaha göstermemeyi de başarmak gerek. Aslında şairin dediği gibi “önce ekmekler bozuldu”... Bizde de ne zaman gazeteler tencere-tava- tv gibi şeyler vermeye başladı işte o zaman bize mikrop bulaştı. İnsanlarımız ilk zamanlardaki kitap-ansiklopedi vs. dağıtımından bıktı, böyle hediyelere yelken açtı. İşte o zaman biz gerilemeye başladık. Ve bu işin sonu o zaman gelmeye başladı. Sonrasında gazeteler iş insanlarının eline geçiverdi bir şekilde. Üç beş gazete bir kişinin olunca manşetlerde bir bir aynı oldu. İşte o zaman çöküş başladı. Ve yoğun siyaset içindeyken boy boy çıkan magazin fotoları insanlarımızı bıktırdı. Gına geldi. Ne diyelim biz de bunlarla baş edemedik ve geldik bu günlere. Şimdi bir çok GAZETECİLER DERNEĞİ ve FEDERASYONLARI var. Bakıyorum hepsi de bizim sorunlarımız için kıyasıya demeç veriyor ve mücadele ediyorlar. Ama alınmış bir arpa boyu yol olmuyor. Sesimiz tüm ülkeye yayılsa da ilgililere ulaşmıyor. 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”... 10 Ocak MÜCADELE GÜNÜ... Senede bir gün. SESİMİ DUYAN VAR MI?...
Ekleme Tarihi: 13 Ocak 2026 -Salı

SENEDE BİR GÜN

“Gönlümde açmadan solan bir gülsün
“Yeter ki gel bana senede bir gün.”
 
10 Ocak Çalışan Gazeteciler günüydü. Yazdım, “Bizimde günümüz var” diye ama ne çare ki senede bir gün olan bu gün bizi üç beş dosttan başkası aramadı. Halkımızın zaten umurunda değil. Resmi makamların canına minnet diyelim. Ama bir gerçek var ki; biz de sizlere bir şeyler ulaştırabilmek için gece gündüz çalışıyor, harfleri iğneyle kuyu kazarcasına ardarda getirip huzurunuza çıkmayı hedefliyoruz. Nereden aklımıza estiyse kim beynimize soktuysa biz de böyle bir mesleği edinmişiz. Doğrusunu isterseniz kimse bizi zorlamadı, kimse bize şiddet uygulamadı ama demek ki bizde de biraz varmış ve yıllar yılı bu deveyi gütmekten geri duramamışız.
10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”. 
Bu tabir bana biraz yoz gelse de çalışmayan gazeteci var mı demek istiyorum. Ama bu gün aslında bir kutlama değil bir mücadele günüdür. Nereden nereye dersek ülkemizdeki 1800 gazetenin yarıya düştüğü zamanlardır. Gerek prosedürler ve gerekse olumsuz koşullar bu mesleği icra eden dostların zemini terk etmesiyle sonuçlanmıştır. Bir çok meslektaşımız işsiz kalmış ve aralarında yardıma muhtaç olanlar bile bulunmaktadır. Böyle mi olmalıydı?..
“Halkın haber alma hakkı kutsaldır” diye atılan nutukların ne yazık ki yürekten olmadığı gerçeği apaçık ortadadır. Piyasaları izliyorsunuz. En çok prim yapan metaları duyuyorsunuz. Bu ne altın, ne gümüştür. Değeri hızla artan KAĞIT’tır. Bugün temizlikte kullandığımız peçetelerin fiyatı bile akıl almaz yükselmiştir. Ama alışkanlık edindiğimizden elimizi, burnumuzu kı*ımızı silip attığımız bu kağıtlar bile aslında çok pahalı ve aşırı değer kazanmış durumdadır.
İşte bu ahval ve şartlarda bile mücadeleden yılmayıp direnmekteyiz. Eleman giderleri ve SSK primleri almış başını gidiyor. Buna karşılık ilan gelirleri dibe vurmuş vaziyettedir. Bazı ihale ilanları da allem edip kallem edip elimizden çekip alınmaktadır. BİK bizden aldığı rakamlarla yetinmeyip ilanları bir şekilde kendi yayınlama yoluna gitmektedir.
Haftalık bir gazete olmamıza rağmen ki bunu 59 yıldır fiilen sürdürmekteydik, bize haftada 2 gün çıkmamız dayatılmıştır. Zaten kıt kanaat çorbamız kaynarken şimdi çorba iki kaşıkta tükenmektedir..
Böyle bir günde bazı kurum ve kuruluşlar göstermelik bile olsa sabah kahvaltıları düzenlemekte, akşam yemeği davetleri yapmaktadırlar. Hiç yoktan iyidir diyerek kabullenip davetlere icabet etsek de içimiz mutlu değildir. Hele bazı siyasi partilerin “yerel medya” adıyla yaptığı toplantılarda konuşmaları ulusal medyaya vermesi ve bizi dekor olarak kullanması doğru olamayan bir davranıştır. Konuşmalarında; “YEREL MEDYA demokrasimizin vazgeçilmezidir” demekle gönlümüz alınmıyor. Gerçekten inanmanız ve uygulamalarınızla ispat etmeniz gerekmez mi?.
Bir yıl 365 gün. Ve neredeyse her güne bir kutlama sığmaktadır. 10 Ocak bizim günümüzdür. Kutlama değil MÜCADELE günüdür. Aynı zamanda 16 Ocak BASIN ONUR GÜNÜ ve 24 Temmuz’da “Sansürün Kaldırılması Günü”dür.. Hiç olmazsa bu günlerde BASIN’ın sorunlarına bir çözüm üretilse. Bizleri sevindirecek güzel kurallar ortaya konsa. Gazetelere teşvikli kağıt temini yapılsa, prim ve vergilerde iyileştirme yapılsa, basın kartlarına uygulanan ambargo kaldırılsa, yani tepeden tırnağa iyileştirme yapılsa daha güzel olmaz mi?...
Bence olur, hem de yeni, genç, dinamik Basın İlan Kurumu Abdulkadir Çay, emekçi Anadolu Basını”na daha yakın bir bürokrat. Yani garibin halinden anlayabilecek birisi olduğunu biliyoruz. Bu konulara el atıp, dertlere deva olacağına inanıyoruz. Kendisinden çok şey bekliyoruz.
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Gerçekten gazeteci olmayan ve bunu farklı düşünüşleriyle silah gibi kullanan, ona buna saldıran, insanları tehdit eden gazetecilerin olduğu da bilindiğinden bunlara karşı taviz vermemek, müsamaha göstermemeyi de başarmak gerek.
Aslında şairin dediği gibi “önce ekmekler bozuldu”... Bizde de ne zaman gazeteler tencere-tava- tv gibi şeyler vermeye başladı işte o zaman bize mikrop bulaştı. İnsanlarımız ilk zamanlardaki kitap-ansiklopedi vs. dağıtımından bıktı, böyle hediyelere yelken açtı. İşte o zaman biz gerilemeye başladık. Ve bu işin sonu o zaman gelmeye başladı.
Sonrasında gazeteler iş insanlarının eline geçiverdi bir şekilde. Üç beş gazete bir kişinin olunca manşetlerde bir bir aynı oldu. İşte o zaman çöküş başladı. Ve yoğun siyaset içindeyken boy boy çıkan magazin fotoları insanlarımızı bıktırdı. Gına geldi. Ne diyelim biz de bunlarla baş edemedik ve geldik bu günlere.
Şimdi bir çok GAZETECİLER DERNEĞİ ve FEDERASYONLARI var. Bakıyorum hepsi de bizim sorunlarımız için kıyasıya demeç veriyor ve mücadele ediyorlar. Ama alınmış bir arpa boyu yol olmuyor. Sesimiz tüm ülkeye yayılsa da ilgililere ulaşmıyor.
10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”...
10 Ocak MÜCADELE GÜNÜ...
Senede bir gün.
SESİMİ DUYAN VAR MI?...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.