A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

ACI YORULDU

6 Şubat ülkemiz için gerçekten ACI günler yaşanmış bir tarih. 50 binden fazla insanımızın can kaybıyla sonuçlanmış, milyonlarca insanımız yerinden yurdundan olmuş ve binlerce konut yerle yeksan olmuş bir durum vardı. Yanlışları bir kenara bırakıp Serhan ASKER’in “ACI YORULDU” kitabına bir göz attım. Gerçekleri ve ilk ağızdan doğruları yazılmış olan bu kitabın geliri ile OKUL yapılması amaçlanmış ve bu günlerde de temeli için start verilmiş.. ACI üzerine bu sevindirici haber ile kendimi avutabilirim diye düşündüm... Ülkemiz deprem kuşağında yer almaktadır. Geçmişte daha acı olaylar da yaşanmıştı. Bizim aklımızın yettiği Erzincan, Varto, Gediz, Alaşehir, Dinar’da yaşanmış olan depremlere şahit olmuştuk. Ama son yıllarda adeta bir deprem fırtınasına dönüşen ve devamının da geleceği bildiriliyor. Bilim insanlarının sık sık deklare ettiği depremlere ne kadar hazır olduğumuz da hala tartışma konusu. En ağırlardan birini yaşadığımız GÖLCÜK depremi de büyük yaralar açmış ve gelecekte yaşanacak olduğu varsayılan İstanbul depremi için bize sarı kart göstermiştir. O günlerin en fazla konuşulan bilim insanı Ahmet Mete IŞIKARA’nın; “deprem öldürmez kötü yapılar öldürür” sözü de sanki duvara söylenmiş gibi kulak ardı edilmiş ve depreme dayanıklı konutlar yapmayı ihmal etmişiz. Ya da gevşek yapılı konutları güçlendirmek için “adam sen de!” deyip geri bırakmışız. Ama gerçekler aslında çıplak. Sağlam konut yapılması vazgeçilmez olmalı ve geleceğe ait planlamalarda buna son derece öncelik ve önem vermeliyiz. Son yıllarda başlanan konut seferberliği ve buna ön ayak olan TOKİ artık depreme dayanıklı konut yapma çabasındadır.. Bazı müteahhitler ise yapılan uyarıları dinlemeden “daha ucuz ve ekonomik olsun” diye velem yöled yapıları dikme işine bakmaktadırlar. Oysa can kayıplarını en aza indirmek adına dayanıklı konut yapılması esastır. Bakınız depremi en çok yaşayan ülkelerden biri olan Japonya bile yüksek dereceli oluşan depremlerde minimum can kaybı yaşamaktadır.. Üç yıl önce 11 ilimizde yaşanmış olan depremlerin acısını daha yürekten hissetmek gerek. Kitabı okurken içim bir tuhaf oldu. Göz yaşlarımı tutamadım. Her biri gerçeklerle dolu anıların ve yaşanmışlıkları içim sızlayarak okudum. Dedim ya yanlışları bir kenara bırakıp doğrulara bakmak gerekti. Gerçek hikayeleri sanki kendim yaşıyormuşcasına bende acılara garkoldum. Hüzünlü hikayeleri, gelinlikle mezara konulanları, anne ve çocukların kucak kucağa toprağa verildiğini okudukça bende içimde acılar yaşadım. Kolay değildi. Her ölenin farklı bir hikayesi vardı. Kimi okul hayalleri kimi gelecek ümitleriyle doludur. İşte hepsi de toprak oldu. Onlar toprakta kendi dünyalarıyla başbaşa iken geride kalanlar dinmek bilmeyen acılarıyla bu dünyanın karanlık günlerini yaşamaya devam etmektedirler. Her zaman söylenen “ateş düştüğü yeri yakar” sözü bu olaylar için pek geçerli sayılmaz. Malatya’da, Adıyaman’da, Maraş’ta ve diğer illerde evlere topluca düşen ateş aslında 85 milyon insanımızın da yüreğine düşmüştür. Başka ülkeleri bilemem ama biz bu cennet topraklarda hem sevinci hem hüznü, acıyı topyekün yüreğinde yaşayabilen ender ülkelerden biriyiz. Dünyamıza bir haller oluyor. Doğal afetler hiç acımazsızca yürekleri yaralamaya devam ediyor. Düne kadar kuraklık tehlikesinden söz edip geleceğimizin ne kadar zor olacağını konuşurken son haftalarda da aşırı yağışlar ve ardından gelen sel felaketleri ile boğuşmaya devam ediyoruz. Bizlere içme suyu sağlayan baraj ve göletlerimizin kısa sürede doluluk oranlarının arttığını izlemekteyiz. Kısa süreli mevsim değişiklikleride bizlere zarar vermektedir. Yağışların ardından gelen yalancı bahar havası bazı meyvelerin erken çiçek açmasına yol açmışken gelecek günlerde yaşanacak kötü hava koşulları ve don olma ihtimallerinin zarar vermesinden korkuyorum. Zira geçmiş yıllarda yaşanan don vakaları nedeniyle bir çok sebze ve meyvenin zarar gördüğü ve bu nedenle sofralarımızda yer alamadığını gördük. Haliyle de fiyatların artışı da cabası. Bugün tezgahlarda yer alamayan kiraz, kaysı ve ayvanın ne kadar pahalı olduğu herkesçe malumdur.. Biz insanoğlu aslında doğayı korumuyoruz ve oldukça hor kullanıyoruz. Oysa yaşam merkezimiz bu dünyayı fazlasıyla kirletmesek, çehresini değiştirmesek, doğru koşullarda kullansak elbette o da bize olumlu koşullarla geri döner. Depremleri, selleri, fırtınaları önlemek bizlerce mümkün olmasa da onlardan gelecek zararları en aza indirmek için bizim gayretlerimiz yeterli olacaktır. ACI paylaşıldıkça azalır. Bir çok anlamlı söylemleri okuduğu “ACI YORULDU” kitabı için Serhan ASKER’e kalemine, yüreğine sağlık, sağolasın demekten başka bir şey yapmıyorum. Bir de yapılacak okula bir TUĞLA koyabilenlere teşekkür ediyorum.. Umarım yapılacak okulunda açılışını birlikte görür ve acıları bir nebze olsun azaltırız. Evet, gerçekten ACI YORULDU…
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

ACI YORULDU

6 Şubat ülkemiz için gerçekten ACI günler yaşanmış bir tarih. 50 binden fazla insanımızın can kaybıyla sonuçlanmış, milyonlarca insanımız yerinden yurdundan olmuş ve binlerce konut yerle yeksan olmuş bir durum vardı.
Yanlışları bir kenara bırakıp Serhan ASKER’in “ACI YORULDU” kitabına bir göz attım. Gerçekleri ve ilk ağızdan doğruları yazılmış olan bu kitabın geliri ile OKUL yapılması amaçlanmış ve bu günlerde de temeli için start verilmiş.. ACI üzerine bu sevindirici haber ile kendimi avutabilirim diye düşündüm...
Ülkemiz deprem kuşağında yer almaktadır. Geçmişte daha acı olaylar da yaşanmıştı. Bizim aklımızın yettiği Erzincan, Varto, Gediz, Alaşehir, Dinar’da yaşanmış olan depremlere şahit olmuştuk. Ama son yıllarda adeta bir deprem fırtınasına dönüşen ve devamının da geleceği bildiriliyor.
Bilim insanlarının sık sık deklare ettiği depremlere ne kadar hazır olduğumuz da hala tartışma konusu. En ağırlardan birini yaşadığımız GÖLCÜK depremi de büyük yaralar açmış ve gelecekte yaşanacak olduğu varsayılan İstanbul depremi için bize sarı kart göstermiştir.
O günlerin en fazla konuşulan bilim insanı Ahmet Mete IŞIKARA’nın; “deprem öldürmez kötü yapılar öldürür” sözü de sanki duvara söylenmiş gibi kulak ardı edilmiş ve depreme dayanıklı konutlar yapmayı ihmal etmişiz. Ya da gevşek yapılı konutları güçlendirmek için “adam sen de!” deyip geri bırakmışız. Ama gerçekler aslında çıplak. Sağlam konut yapılması vazgeçilmez olmalı ve geleceğe ait planlamalarda buna son derece öncelik ve önem vermeliyiz.
Son yıllarda başlanan konut seferberliği ve buna ön ayak olan TOKİ artık depreme dayanıklı konut yapma çabasındadır.. Bazı müteahhitler ise yapılan uyarıları dinlemeden “daha ucuz ve ekonomik olsun” diye velem yöled yapıları dikme işine bakmaktadırlar. Oysa can kayıplarını en aza indirmek adına dayanıklı konut yapılması esastır. Bakınız depremi en çok yaşayan ülkelerden biri olan Japonya bile yüksek dereceli oluşan depremlerde minimum can kaybı yaşamaktadır.. Üç yıl önce 11 ilimizde yaşanmış olan depremlerin acısını daha yürekten hissetmek gerek.
Kitabı okurken içim bir tuhaf oldu. Göz yaşlarımı tutamadım. Her biri gerçeklerle dolu anıların ve yaşanmışlıkları içim sızlayarak okudum. Dedim ya yanlışları bir kenara bırakıp doğrulara bakmak gerekti. Gerçek hikayeleri sanki kendim yaşıyormuşcasına bende acılara garkoldum. Hüzünlü hikayeleri, gelinlikle mezara konulanları, anne ve çocukların kucak kucağa toprağa verildiğini okudukça bende içimde acılar yaşadım.
Kolay değildi. Her ölenin farklı bir hikayesi vardı. Kimi okul hayalleri kimi gelecek ümitleriyle doludur. İşte hepsi de toprak oldu. Onlar toprakta kendi dünyalarıyla başbaşa iken geride kalanlar dinmek bilmeyen acılarıyla bu dünyanın karanlık günlerini yaşamaya devam etmektedirler. Her zaman söylenen “ateş düştüğü yeri yakar” sözü bu olaylar için pek geçerli sayılmaz. Malatya’da, Adıyaman’da, Maraş’ta ve diğer illerde evlere topluca düşen ateş aslında 85 milyon insanımızın da yüreğine düşmüştür. Başka ülkeleri bilemem ama biz bu cennet topraklarda hem sevinci hem hüznü, acıyı topyekün yüreğinde yaşayabilen ender ülkelerden biriyiz.
Dünyamıza bir haller oluyor. Doğal afetler hiç acımazsızca yürekleri yaralamaya devam ediyor. Düne kadar kuraklık tehlikesinden söz edip geleceğimizin ne kadar zor olacağını konuşurken son haftalarda da aşırı yağışlar ve ardından gelen sel felaketleri ile boğuşmaya devam ediyoruz. Bizlere içme suyu sağlayan baraj ve göletlerimizin kısa sürede doluluk oranlarının arttığını izlemekteyiz. Kısa süreli mevsim değişiklikleride bizlere zarar vermektedir. Yağışların ardından gelen yalancı bahar havası bazı meyvelerin erken çiçek açmasına yol açmışken gelecek günlerde yaşanacak kötü hava koşulları ve don olma ihtimallerinin zarar vermesinden korkuyorum. Zira geçmiş yıllarda yaşanan don vakaları nedeniyle bir çok sebze ve meyvenin zarar gördüğü ve bu nedenle sofralarımızda yer alamadığını gördük. Haliyle de fiyatların artışı da cabası. Bugün tezgahlarda yer alamayan kiraz, kaysı ve ayvanın ne kadar pahalı olduğu herkesçe malumdur..
Biz insanoğlu aslında doğayı korumuyoruz ve oldukça hor kullanıyoruz. Oysa yaşam merkezimiz bu dünyayı fazlasıyla kirletmesek, çehresini değiştirmesek, doğru koşullarda kullansak elbette o da bize olumlu koşullarla geri döner. Depremleri, selleri, fırtınaları önlemek bizlerce mümkün olmasa da onlardan gelecek zararları en aza indirmek için bizim gayretlerimiz yeterli olacaktır.
ACI paylaşıldıkça azalır. Bir çok anlamlı söylemleri okuduğu “ACI YORULDU” kitabı için Serhan ASKER’e kalemine, yüreğine sağlık, sağolasın demekten başka bir şey yapmıyorum. Bir de yapılacak okula bir TUĞLA koyabilenlere teşekkür ediyorum.. Umarım yapılacak okulunda açılışını birlikte görür ve acıları bir nebze olsun azaltırız. Evet, gerçekten ACI YORULDU…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

18
Şubat
10
Şubat
09
Şubat
03
Şubat
27
Ocak
23
Ocak
16
Ocak
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.