Son günlerde okullarımızın bazılarında yaşanan şiddet olayları moralleri bozdu. Kimi ateşli silahla kimi kesici aletle yapılan saldırılarda can kayıpları yaşandı. Hepsinden öte aileler tedirgin, çocuklar korku içinde okula bile gitmek istemediler. Olayları önlemek için yapılan gayretler yetersiz kaldı. Şimdi yeni önlemler alınmaya ve okullarda sükuneti sağlamaya çalışılmaktadır.. Bana göre sayın bakan bu konuda gereken çalışmayı yapmakta başarılı olamamıştır.. Hatta son günlerde bakan değişikliği bile dillerde dolaşmaktadır.
ŞİDDET!... İnsanlar için en kötü bir şey şiddettir. Nereden ve nasıl gelirse gelsin. Genelde bireysel olduğu için önlenmesi konusunda ne kadar önlem alınırsa alınsın kolay kolay bertaraf edilemiyor. Kişi içinde yaşadığı şiddet duygusunu kimsenin tahmin edemeyeceği bir zamanda ortaya döküyor ve uygulamaya geçiveriyor. Bunu önlemenin en doğru yolu iyi bir eğitim ve caydırıcı önlemlerdir.
Okullarımızda bu yıl birkaç kez gündeme gelen şiddet olaylarının önlenmesi elbette polisiye tedbirlerle en aza indirilebilir. Ondan sonra da yapılacak kanuni değişikliklerle ağır cezalar uygulanabilir. Burada en önemli görev ise ailelere düşmektedir. Aile çocuğuna küçük yaşlarında başlamak üzere gereken eğitimi vermeli ve bununla da kalmayıp çocuğunun yaşamını doğru bir şekilde kontrol altında tutmalıdır. Suça yönlenen çocukların genelde parçalanmış ailelerden kaynaklandığı eldeki verilerden bellidir. Şimdi diyeceksiniz ki parçalanmış aileyi ne yapacağız. Böyle durumlarda çocuklar devletin şefkatli kollarına bırakılmalı ve orada rehabilite edilip eğitilmelidir. Böyle çocuklar özel öğretimlere tabi tutulmalıdır..
Geçmiş yıllarda okullarda her hangi bir önlem alınması asla akla gelmezdi. Aileler çocuklarını güvenle okula gönderirlerdi. Okullar öğrencilerin evlerine yakın konumda olduğu için aile çocuğunu okula götürüp getirme telaşı yaşamazdı. Okuldan çıkışta geç kalsa merak edilmezdi. Ama günümüzde okulların evlere uzaklığı bir hayli açıldı. Hatta başka mahallelerden araçlarla taşınır oldu. Okul servisleri modası başladı. Servislerde hostesler çocukları evden alıp eve bırakmaya başladı. Ve bu nedenle servis ücretleri de oldukça yüksek fiyatlara fırladı. Bir yandan servis ücreti bir yandan yemek parası ve okulların aldığı ücretlerde hesaba katılırsa ailelerin boyunu aşan rakamlara ulaştı eğitim. Bildiğim kadarıyla yasada, “ilköğretim mecburi ve parasızdır”...
Şimdi ne yapmalı da bu lanet şiddeti, terörü bertaraf etmeli.. İlk başta aileler çocuklarını sıkı denetim altına alıp rutin kontroller yapmalı. Evde ŞİDDET içeren yayınların izlenmesi önlemeli. Onları her türlü silahtan uzak tutmalı. Evde bulunan silahları duvarlara asıp “süs” gibi gösterip çocuğun belleğine yerleştirmemeli. Yasalar hakikaten CAYDIRICI olmalı. Okullarda koruyucu ve kollayıcı önlem alınmalı. Sayın bakan “şubat ayında okullara falanca kadar bahçe görevlisi alacağız” diye beyanat veriyor. Niye bekliyoruz ki?. Devletimiz güçlüdür. Kadro tahsisi yapılıp acilen uygulamaya geçilmelidir. Ve yukarıda da belirttiğim gibi sayın MİLLİ EĞİTİM BAKANI acilen değiştirilmelidir. Son yılların en başarısız ve ufku dar bakanlarından biri oldu. Buraya taze kan, dinamik ve atılgan bakan gerek. Sayın TEKİN bana göre başarılı olamadı.
Şiddetten söz ederken eğitimde diğer aksaklıkları da belirtmek yararlı olur. Daha önce yazdığım gibi ülkemizde eğitim süresi yılda sadece 180 gündür. Eğitimin süresini kısaltmayı düşünenler için şunu söylemek isterim; EĞİTİM zaten kısa. Biz eğitimin hem süresini hem kalitesini yükseltmeliyiz. Bir çok okulumuzda yeterli öğretmen yok, üstüne üstlük kaliteli yetişmiş öğretmen bulmakta oldukça zor. Önce başlı başına ÖĞRETMEN yetiştiren kurumlar kurmalıyız. Tabii KÖY Enstitülüleri gibi bir oluşumu yeniden gerçekleştiremeyiz ama onun benzerini ve o amaca yönelik okulları kurabiliriz.
Depremeler nedeniyle yıkılmış okullarımız ivedilikle yeniden yapılmalı ve çocuklarımızın güvenli okullarda ders yapması sağlamalıyız.. Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarımızın evlerine yakın okullarda eğitim görmesini sağlayacak tedbirler alıp “okul servisi” sıkıntısını da ortadan kaldırmalıyız. Öğretmenlerin ve öğrencilerin kıyafetleri belli bir düzen ölçüsünde yeniden değerlendirilmeli ve kalıcı bir çözüme kavuşturulmalıdır. Müfredat çağın gereklerine uygun olarak geliştirilmelidir.
Bunları sürekli yazıp çizmekten dilimizde tüy, kalemimizde mürekkep bitti. Ama bir şeyler yapması gerekenler halâ; “ara tatil şöyle mi olsun, bayramlara mı denk getirelim ya da kaldıralım mı” söylemleriyle zaman tüketmektedirler. Eğitim uzun soluklu olmalı. Doyurucu olmalı. Bir öğrenci toplumun karşısına dolu dolu çıkmalı. Birileri “hay seni okutan……….i” cümlesini telaffuz ettirmemeli...
Ben bir eğitimci olarak sancılarımızı dile getirdim. İlgililer de gerekeni yaparlar diye düşünüyorum. Haydi hepimizin, ülkemizin ufku aydınlık olsun. Umudumuz solmasın.
