Hayat, hiçbir zaman tek bir çizgide ilerlemez. Bazen coşar, bazen durur. Bazen yokuş aşağı savurur insanı. Bazen düzlükte bile adımlar kurşun gibi ağırlaşır.
Gençlikte sağlık görünmezdir. İnsan, elindekinin farkına ancak yitirmeye yaklaştığında varır. Başkasının hastalığı uzaktan bir hikâye gibi gelir; "geçmiş olsun" deyip geçeriz. Çünkü acı, henüz kapımızı çalmamıştır. Oysa acı, bir gün mutlaka adresini bulur. En yakınımızdan girer içeri. Bir babanın sessizliğiyle, bir annenin solgun bakışıyla...
Aslında bu yalnızca insana özgü bir kader değil. Yavrusunu yitiren bir hayvan günlerce sürüden ayrı dolaşır. Eşini kaybeden bir kuş, bir daha ötmez aynı sesle. Acı, dil değiştiriyor; ama özünü kaybetmiyor. Ben bu hakikati, bir telefon sesinin ortasında öğrendim. O gün telefon çaldı. Baba ocağından gelen tanıdık titreşim içimde bir sevinç çaktırdı. "Babamdır," dedim kendi kendime. Ama değildi.
Kardeşimin sesi, kelimeleri taşımakta güçlük çekiyordu. Boğazında düğümlenen o cümle, sonunda döküldü:
- "Baban yoğun bakımda…”
Olduğum yerde dondum. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Dil tutuldu, eller hareketsiz kaldı. Saniyeler mi geçti, dakikalar mı, bilmiyorum. Beni o karanlıktan çıkaran, hanımımın sesiydi. Adımı duyduğumda, ancak nefes alabildim. İşte o andan itibaren telefon sesi, benim için bir daha asla sıradan bir ses olmadı. Aradan yıllar geçti. Hayat döndü, roller değişti. Bir zamanlar benim içimde büyüyen o telaş, şimdi çocuklarımın sesine sinmiş durumda. Telefonu her açtığımda, kelimelerin arasına gizlenmiş o ince endişeyi duyuyorum:
- "Anne, baba nasılsınız? İyisiniz değil mi?”
- "İyiyiz," diyorum. "Merak etmeyin.”
Ve o an seslerinin yumuşadığını, içlerinden bir yükün usulca çekildiğini hissediyorum. İşte o zaman anlıyorum: GURBET YALNIZCA MESAFE DEĞİL, SEVGİNİN VE KAYGININ NESİLDEN NESİLE AKAN SESSİZ BİR MİRASIDIR.
Bir zamanlar ben bir sesin peşindeydim. Şimdi o sesi bekleyenler var. Telefonun diğer ucunda, kim bilir hangi yürek dua ediyor. Hangi evlat, tek bir "iyiyiz" cümlesine sığınıyor. Hangi anne, hangi baba, sesi titremeden evladına umut olmaya çalışıyor. Ve biz… gurbetin hem acısını hem sevgisini aynı kalpte taşıyarak yaşamaya devam ediyoruz. Çünkü her telefon sesi bir ihtimaldir. Bir hatıradır. Ve her şeyden önce bir umuttur.
Orhan Erdoğan
