Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI ZOR

Gündem yaratmak mı, gündem yaşatmak mı, amacın ne olduğunu çoğu vatandaş bilse de bazıları ma-alesef "görmedim, duymadım, bilmiyorum" modundan bir türlü çıkmıyorlar, çıkarmıyorlar. Oysa gündem birebir bizi, onları YANİ HEPİMİZİ ilgilendiriyor. Gündemin hızlı değişmesinin asıl sebebinin geçen hafta patlayan "FON" skandalı olduğu iddia ediliyor. Gelişmelere bakınca sanki haklı gibiler de!... Ama her nedense fonu konuşacağımıza, bu skandalın başrolündeki kişinin iktidar partisinden; hem de bakanlık düzeyinde görev yapan birinden olmasının nedenleri ele alınacağına yukarıdakiler yine aynı yönteme başvurarak bu önemli gündemi unutturma girişimine kapıldılar. Tabii ki insanlarımız hem duyarsız hem de balık hafızalı olduğundan bu talebe tam ve koşulsuz olarak hep bir ağızdan cevap veriyorlar. Sonrasında da malûm konu tarih sayfalarının tozlu sayfalarına sevk ediliveriyor. Dün ülkede konuşulan tek ve en önemli olay CEMİL TUGAY'dı. İzmir'de sosyal demokrat bir partiden ezici çoğunlukla belediye başkanı seçilen başkan, kısa bir süre öncesine kadar Gazeteci Saygı Öztürk'ün sorusu üzerine; "AKP'ye geçmem asla söz konusu değildir" demişti. Tugay; 'Böyle bir şey olabilir mi? Ben CHP'nin belediye başkanıyım' demişti. Ardından da; "Şunu açıkça söylüyorum, yazabilirsiniz ‘hatta' dedi. Çünkü orada dost sohbeti yapıyorduk. Tugay, ‘Bir belediye başkanı partisinden istifa ediyorsa, görevinden de ayrılması gerekiyor, belediye başkanlığını bırakması gerekir” demişti. Bu kadar kısa sürede ne değişti acaba? Nihayetinde dün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay o söylediği sözlere rağmen hem de parti rozetini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın taktiği bir törenle AKP'ye geçti. Nedendir, nasıldır sorularının cevabı diğerlerinde de olduğu gibi elbette "şimdilik" cevap bulmayacak. Peki şimdi ne oldu yani! Cemil Tugay da diğerleri gibi kendisini destekleyen milyonlarca muhalefet seçmenin oylarıyla "hooppp!" diye şipşak iktidar mı oluverdi? Bildiğiniz gibi yaklaşık 2 yıldır özellikle belediye başkanları ya parti değiştiriyor ya da istikamet Silivri olmak üzere şehir değiştiriyor. Bu ve buna benzer işlerde en önemli soru; "GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR?"... Zira gidenler ya Silivri'ye gidiyor ya da iktidar partisine. Acaba gidenlerin ya da kalanların gerekçeleri, sebepleri nelerdir. Yeni bir açıkları mı var ya da mecbur bırakılacak bir mesele mi var? Anlamakta güçlük çektiğim gibi aşırı olarak yadırgadım doğrusu!... Bu durum hiç hoş değil ama! Bana göre parti değiştiren bir milletvekili veya belediye başkanı partisinden istifa ediyorsa başında bulunduğu görevinden ya da getirildiği makamdan da istifa etmelidir. Bu demokrasiye ve güçler ayrılığına tamamen ters bir durumdur. Bu sebeple diyorum ki; buna bir çözüm bulunmalı ve "siyasi transferlere son verilmelidir". Bu iş şimdi böyle oluyorsa yarın diğer iktidara gelen partiler de bir şekilde bu yola başvurma-yacaklar mi? Vekil ve bakanların sürekli bu şekilde oradan oraya çekirge gibi atlamaları ülkemizde istikrar ve huzurun bozulmasına sebep olacaktır. Gelin buna son verin ve kanunlarla, kurallarla yanlış olan bu yöntemi kapatın. Bir siyasi kişi ilk başta iyice düşünerek tarafını seçmeli, aynı zamanda da bunun altına ismini yazıp imzalayacağı bir sözleşmeyle de garantisini vermelidir. İSTİKRAR; ülkemizde her ne kadar ekonomik ve sosyal hayatta olduğu kadar olmasa da kesin olarak siyasette de en önemli vazgeçilmezimizdir.
Ekleme Tarihi: 09 Ekim 2026 -Cuma

GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI ZOR

Gündem yaratmak mı, gündem yaşatmak mı, amacın ne olduğunu çoğu vatandaş bilse de bazıları ma-alesef "görmedim, duymadım, bilmiyorum" modundan bir türlü çıkmıyorlar, çıkarmıyorlar. Oysa gündem birebir bizi, onları YANİ HEPİMİZİ ilgilendiriyor.
Gündemin hızlı değişmesinin asıl sebebinin geçen hafta patlayan "FON" skandalı olduğu iddia ediliyor. Gelişmelere bakınca sanki haklı gibiler de!... Ama her nedense fonu konuşacağımıza, bu skandalın başrolündeki kişinin iktidar partisinden; hem de bakanlık düzeyinde görev yapan birinden olmasının nedenleri ele alınacağına yukarıdakiler yine aynı yönteme başvurarak bu önemli gündemi unutturma girişimine kapıldılar. Tabii ki insanlarımız hem duyarsız hem de balık hafızalı olduğundan bu talebe tam ve koşulsuz olarak hep bir ağızdan cevap veriyorlar. Sonrasında da malûm konu tarih sayfalarının tozlu sayfalarına sevk ediliveriyor.
Dün ülkede konuşulan tek ve en önemli olay CEMİL TUGAY'dı.
İzmir'de sosyal demokrat bir partiden ezici çoğunlukla belediye başkanı seçilen başkan, kısa bir süre öncesine kadar Gazeteci Saygı Öztürk'ün sorusu üzerine; "AKP'ye geçmem asla söz konusu değildir" demişti. Tugay; 'Böyle bir şey olabilir mi? Ben CHP'nin belediye başkanıyım' demişti. Ardından da; "Şunu açıkça söylüyorum, yazabilirsiniz ‘hatta' dedi. Çünkü orada dost sohbeti yapıyorduk. Tugay, ‘Bir belediye başkanı partisinden istifa ediyorsa, görevinden de ayrılması gerekiyor, belediye başkanlığını bırakması gerekir” demişti. Bu kadar kısa sürede ne değişti acaba?
Nihayetinde dün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay o söylediği sözlere rağmen hem de parti rozetini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın taktiği bir törenle AKP'ye geçti. Nedendir, nasıldır sorularının cevabı diğerlerinde de olduğu gibi elbette "şimdilik" cevap bulmayacak.
Peki şimdi ne oldu yani! Cemil Tugay da diğerleri gibi kendisini destekleyen milyonlarca muhalefet seçmenin oylarıyla "hooppp!" diye şipşak iktidar mı oluverdi?
Bildiğiniz gibi yaklaşık 2 yıldır özellikle belediye başkanları ya parti değiştiriyor ya da istikamet Silivri olmak üzere şehir değiştiriyor. Bu ve buna benzer işlerde en önemli soru; "GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR?"... Zira gidenler ya Silivri'ye gidiyor ya da iktidar partisine. Acaba gidenlerin ya da kalanların gerekçeleri, sebepleri nelerdir. Yeni bir açıkları mı var ya da mecbur bırakılacak bir mesele mi var? Anlamakta güçlük çektiğim gibi aşırı olarak yadırgadım doğrusu!...
Bu durum hiç hoş değil ama! Bana göre parti değiştiren bir milletvekili veya belediye başkanı partisinden istifa ediyorsa başında bulunduğu görevinden ya da getirildiği makamdan da istifa etmelidir. Bu demokrasiye ve güçler ayrılığına tamamen ters bir durumdur. Bu sebeple diyorum ki; buna bir çözüm bulunmalı ve "siyasi transferlere son verilmelidir". Bu iş şimdi böyle oluyorsa yarın diğer iktidara gelen partiler de bir şekilde bu yola başvurma-yacaklar mi? Vekil ve bakanların sürekli bu şekilde oradan oraya çekirge gibi atlamaları ülkemizde istikrar ve huzurun bozulmasına sebep olacaktır.
Gelin buna son verin ve kanunlarla, kurallarla yanlış olan bu yöntemi kapatın. Bir siyasi kişi ilk başta iyice düşünerek tarafını seçmeli, aynı zamanda da bunun altına ismini yazıp imzalayacağı bir sözleşmeyle de garantisini vermelidir.
İSTİKRAR; ülkemizde her ne kadar ekonomik ve sosyal hayatta olduğu kadar olmasa da kesin olarak siyasette de en önemli vazgeçilmezimizdir.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.