Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

BEDAVA YAŞIYORUZ BEDAVA!

Günümüzde beslenmek ne kadar zor olsa da o kadar da kolay. Hatta bizim buralarda sokakta gezsen karnını doyurursun. Netekim düğün derneklerde yemek bol, düğünler de zaten yaz aylarında bol! Hatta öylesine bol ki; adam davetli olmadığı düğüne gidip tabak tabak et tavuk, tekrar tekrar yemek getirtiliyor. Üstelik bazı tabaklara el bile değmeden doğruca ÇÖPE!... Ne diyelim, bizler yazıyoruz onlar hiç yılmadan israfa ve müsrifliğe son hız devam ediyorlar. BİZLER MÜSLÜMANIZ YAAA!.. Hile, hurda, üçkağıt, katakulli bilmeyiz yaaa!... Neyse biz asıl konumuza bakalım.  Türk milleti öyle sağlam ve dayanıklı ki; gıdaların bozukluğu, kimyası bozulmuş yiyecekler, insan sağlığına zararlı yemekler, zehirleyen tavuk balık, insanları öldüren mantarlara, tarihi geçmiş ürünlere havada tekmeyle rest çekiyoruz. Bunların yanında da bildiğiniz gibi sağlık koşullarına uygun olmayan, hijyenliğin “h” si olmayan yerlerde şifa aramaktan da hiç çekinmeyiz. Bu arada gıda ve beslenme konularında uzman olan insanların öneri ve tavsiyeleri çıkıyor ortaya... “Sakın ha tavuk yemeğin, un yemeyin, tuz yemeyin, şeker yemeyin, et yemeyin, margarin yemeyin, çiçek yağı kullanmayın, yumurta yemeyin, sebzeleri haşlamadan tüketmeyin, ıspanakla yoğurt yemeyin, yoğurdu balıkla tüketmeyin” gibi uyarılar ve öneriler uzun uzun sıralanıp gidiyor. Beslenmek çok kolay, çünkü ülkemizde astronomik fiyatlara satılan domates pestisitli çıkınca yurt dışında kabul edilmiyor, geri gönderiliyor. Binlerce ton domates üçte bir fiyatına iç piyasaya sürülünce millet bayram ediyor. Biber, salatalık, patlıcan, kabak ve üzüm... Hepsinde durum aynı. Üzüm ilaçlıydı, hormonluydu, karpuz kabaktan aşılıydı, elma zehirliydi derken onlarda da durum farklı değil. Elbette ki bu listelerden çoğuna birileri “yemeyin” diyor, bazıları “rahatlıkla tüketebilirsiniz” diyor. Ne yapacağımızı, hangisini dinleyeceğimizi şaşırıyoruz. Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü denetim ve kontrolları neticesinde zaman zaman içerisine olmayacak şeyler konulan ürünleri listeler halinde açıklıyor. Ancak mesele şu ki; onlar bu ürünleri inceleyip tahkikatını yapana kadar çarşı pazarda bu ürünlerin çoğu satılıp tüketilmiş oluyor. Sonunda firmalara cezalar yazılıyor ancak bunların da caydırıcılığı olmuyor. Çünkü aynı firmalar bir sonraki üretimlerinde de aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyorlar. Ve de asla bu yanlıştan vazgeçmiyorlar. Tabii ki ürünlerini çok daha ucuza malederek çok aşırı paralar kazanıyorlar. Üretilen ürünlerin içerisine öyle kötü malzemeler koyuyorlar ki bir çoğunun insanı resmen diri diri ölüme götürecek cinsten olduğu iddia ediliyor. Bunun neden yapıldığını sormaya gerek yok, çok para kazanma hırsı insanların gözünü kapatıyor, vicdanlarını kör ediyor. Bir ara birinin siparişi üzerine tavukçudan taşlık alıyordum. Fiyatı afaki yükselmiş buldum ve sordum, “kardeşim bunun fiyatı durduk yere niye arttı ki?” diye. Satıcı; “abicim taşlıkları sucuk yapan firmalar topluyor” dedi. “Niye ki?” dedim, “Sucuk yaparken et niyetine içine katıyorlar” diye cevap verdi. Şaşırdım ama yine de “OHHH!..” dedim. Tezgahtar merakla sordu, “Abi sanki sevinmiş gibisin, nedendir” dedi. Ben de “Yahu tavuk taşlığını çoğu kimse sever ve de kötü bir gıda değil. İçine kırımızı toz biberindeki gibi tuğla tozu, tereyağdaki talaş gibi daha zararlı bir şey katsalar daha mı iyi dedim. Adam, “HAKLISIN” dedi... 
Ekleme Tarihi: 22 Eylül 2026 -Salı

BEDAVA YAŞIYORUZ BEDAVA!

Günümüzde beslenmek ne kadar zor olsa da o kadar da kolay. Hatta bizim buralarda sokakta gezsen karnını doyurursun. Netekim düğün derneklerde yemek bol, düğünler de zaten yaz aylarında bol! Hatta öylesine bol ki; adam davetli olmadığı düğüne gidip tabak tabak et tavuk, tekrar tekrar yemek getirtiliyor. Üstelik bazı tabaklara el bile değmeden doğruca ÇÖPE!...
Ne diyelim, bizler yazıyoruz onlar hiç yılmadan israfa ve müsrifliğe son hız devam ediyorlar. BİZLER MÜSLÜMANIZ YAAA!.. Hile, hurda, üçkağıt, katakulli bilmeyiz yaaa!...
Neyse biz asıl konumuza bakalım. 
Türk milleti öyle sağlam ve dayanıklı ki; gıdaların bozukluğu, kimyası bozulmuş yiyecekler, insan sağlığına zararlı yemekler, zehirleyen tavuk balık, insanları öldüren mantarlara, tarihi geçmiş ürünlere havada tekmeyle rest çekiyoruz.
Bunların yanında da bildiğiniz gibi sağlık koşullarına uygun olmayan, hijyenliğin “h” si olmayan yerlerde şifa aramaktan da hiç çekinmeyiz.
Bu arada gıda ve beslenme konularında uzman olan insanların öneri ve tavsiyeleri çıkıyor ortaya... “Sakın ha tavuk yemeğin, un yemeyin, tuz yemeyin, şeker yemeyin, et yemeyin, margarin yemeyin, çiçek yağı kullanmayın, yumurta yemeyin, sebzeleri haşlamadan tüketmeyin, ıspanakla yoğurt yemeyin, yoğurdu balıkla tüketmeyin” gibi uyarılar ve öneriler uzun uzun sıralanıp gidiyor.
Beslenmek çok kolay, çünkü ülkemizde astronomik fiyatlara satılan domates pestisitli çıkınca yurt dışında kabul edilmiyor, geri gönderiliyor. Binlerce ton domates üçte bir fiyatına iç piyasaya sürülünce millet bayram ediyor. Biber, salatalık, patlıcan, kabak ve üzüm... Hepsinde durum aynı. Üzüm ilaçlıydı, hormonluydu, karpuz kabaktan aşılıydı, elma zehirliydi derken onlarda da durum farklı değil.
Elbette ki bu listelerden çoğuna birileri “yemeyin” diyor, bazıları “rahatlıkla tüketebilirsiniz” diyor. Ne yapacağımızı, hangisini dinleyeceğimizi şaşırıyoruz.
Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü denetim ve kontrolları neticesinde zaman zaman içerisine olmayacak şeyler konulan ürünleri listeler halinde açıklıyor. Ancak mesele şu ki; onlar bu ürünleri inceleyip tahkikatını yapana kadar çarşı pazarda bu ürünlerin çoğu satılıp tüketilmiş oluyor. Sonunda firmalara cezalar yazılıyor ancak bunların da caydırıcılığı olmuyor. Çünkü aynı firmalar bir sonraki üretimlerinde de aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyorlar. Ve de asla bu yanlıştan vazgeçmiyorlar. Tabii ki ürünlerini çok daha ucuza malederek çok aşırı paralar kazanıyorlar.
Üretilen ürünlerin içerisine öyle kötü malzemeler koyuyorlar ki bir çoğunun insanı resmen diri diri ölüme götürecek cinsten olduğu iddia ediliyor. Bunun neden yapıldığını sormaya gerek yok, çok para kazanma hırsı insanların gözünü kapatıyor, vicdanlarını kör ediyor.
Bir ara birinin siparişi üzerine tavukçudan taşlık alıyordum. Fiyatı afaki yükselmiş buldum ve sordum, “kardeşim bunun fiyatı durduk yere niye arttı ki?” diye. Satıcı; “abicim taşlıkları sucuk yapan firmalar topluyor” dedi. “Niye ki?” dedim, “Sucuk yaparken et niyetine içine katıyorlar” diye cevap verdi.
Şaşırdım ama yine de “OHHH!..” dedim. Tezgahtar merakla sordu, “Abi sanki sevinmiş gibisin, nedendir” dedi. Ben de “Yahu tavuk taşlığını çoğu kimse sever ve de kötü bir gıda değil. İçine kırımızı toz biberindeki gibi tuğla tozu, tereyağdaki talaş gibi daha zararlı bir şey katsalar daha mı iyi dedim. Adam, “HAKLISIN” dedi... 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.