Ne diyelim öğrenmenin yaşı yoktur. Bizler de bu yaşa kadar duymadığımız bir kelimeyi daha dağarcığımıza ekledik; “Mutlak Butlan!”...
Nedir diye sözlüklere daldık, anlamını öğrenmeye çalıştık. Ve nihayet öğrendik. Mutlak Butlan: “Bir hukuki işlemin kanunun emredici kurallarına kamu düzenine veya genel ahlâka aykırı olması nedeniyle baştan itibaren kesin olarak hükümsüz sayılması işlemi” imiş. Ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023'te yapmış olduğu 38. ci Olağan Kurultayı’nda "usulsüzlük ve delege iradesinin fesada uğratıldığı” iddiaları üzerine açılan davalar sonunda verilen kararın uygulanması imiş.
İşte bu ahval ve şartlar doğrultusunda mahkemenin verdiği Mutlak Butlan kararının uygulanması nedeniyle bayram önü, sanki özellikle bayram önü yaşanmış olan olaylar ile bayram sevinci yaşayamadık.
İşimizi gücümüzü bırakıp televizyonlar başına koşarak yaşanan olayları an be an izledik. Daha önce yaşanmamış olaylara şahit olduk. Türkiye’nin en köklü partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi binlerce polisin parti binasına girmesi ve içeridekilerin tamamen boşaltılması ile son buldu. Partinin genel başkanı ve içeride bulunanlar binayı terk ettiler. Tüm toplumun gözleri önünde yaşanan bu olaylar elbette dünya medyasında da yer aldı. Görüntülerin çok sevimli olmadığı ve ülke imajına zede vurduğu besbelli idi. Mahkeme kararının uygulanması bu kadar acilmiydi bilemiyoruz ama 13 seçim kaybetmiş ve bir o kadar da partinin genel başkanlığını yapmış olan şahsın bu hırsını anlamakta zorlansakta nedenlerini az da olsa tahmin edebilmek pek güçte değil.
Devlet yönetiminde uzun yıllar bulunmuş deneyimli ve siyasete girerekte ülkeye hizmet etmeyi amaç edinen bu şahısın İHTİRASINI anlamakta zorlanıyorum. Kişi başında bulunduğu partiyi istenilen amaca taşıyamamış ve girdiği 13 seçimi de kaybetmiş bir genel başkan olarak halâ içinde taşıdığı bu ihtirası nelere bağlayabiliriz ki. Altında farklı amaçların olduğu kanaati uyanıyor bizlerde. Ama taşıdığı KARABULUT soyadını her nedense değiştirmiş ve KILIÇDAROĞLU olarak siyasi yaşamda yerini almış bu muhteremin köşesine çekilip torun sevmesi gerekirken böyle bir duruma maydanoz olmasına anlam vermekte zorlanıyorum. “Ben olmazsam başkası gelecek partiyi onlara mı bırakayım” diyerek masumane sebeple görevi kabul ettiğini beyan eden bu şahıs yıllarca başkanlığının yaptığı bu partiye oldukça fazla zarar vermiştir.. Hani bir padişahın vezirine "öyle bir suç işle ki özrün kabahatinden büyük olsun” demiş. O da padişahın huzurunda yelleyivermiş ve ardından “özür dilerim padişahım" demiş. Bu da tam ona benziyor. Yani işin özü bir çuval incir berbat oldu. Uçurduğu BARIŞ güvercinleri doğrusu barışı değil bana göre ezilmişliği çaresizliği ve yıllarca ulaşamadığı başarıyı örtbas etmek adına uçtu gibi geldi bana.
İki gurubun bayramlaşma görüntülerini izledik. Sayılar katılımcılar ile değerlendirmek doğru olmasa bile görünen köyün kılavuz istemeyeceği apaçık ortadadır. Ve bayramlaşma sonunda Anıtkabir’e yürünmesi ve ATATÜRK’ün huzuruna çıkılması ne yalan söyleyeyim gözlerimi yaşattı. Tablo harikaydı kanımca.
Sonuç pek iç acıcı olmasa da KILIÇDAROĞLU’nun bilinmeyenleri açıklayacağım cümleleri bizi daha doğrusu toplumu rahatlatmadı. Söylemlerinin eskilerden pek farkı yoktu. Akıllarda "tıpış tıpış gideceksiniz" cümleleri yeniden canlandı. Siyaset bu kadar mı HIRS küpüdür. O koltuğa yapışıp kalmak bu kadar mı gereklidir. Bir noktada bırakmak ve toplumda güzel anılar bırakmak en doğru iş değil mi?.. Neden insanlar bunu yapmıyorlar. Ya ben ya hiç biri dayatmaları ile egolarını tatmin ediyorlar.
Geçmişte bir Halil KARABIYIK amcamız vardı. Her seçimde mutlaka aday olurdu. Uşakımızda bir motor Ahmet vardı.. O da her seçimde aday olurdu. Üç beş kişiyi görünce yüksek bir yere çıkar nutuk atmaya başlardı. En güzel cümlesi de; “seçilirsem vay halime, seçilemezsem vay halinize” diyerek bizleri güldürür düşündürürdü. Seçim sonu kendisine sandıktan 1 oy çıkınca hanımının bile oy vermediği ortaya çıkmıştı.
Ve artık siyaset başka başka konulara dalıp gitti. Ülkemizde yaşanan durumları kabullenmeyip neredeyse yüzlerce miting yaparak iktidarı SEÇİM’e zorlamaya çalışan Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür ÖZEL şimdi rotayı nereye çevirecek diye bakıyoruz. Önümüzdeki günlerin çok şeylere gebe olduğu aşikar. Elbette mücadele olacak. Nutuklar atılacak. Ama son günlerde yaşanan bu olaylarda her hangi bir kayıp yaşanmamış olmasını olumlu düşüncelerle karşılıyorum. SİYASET olacak. Olmalı ama ne hakaret ne şiddet ne de olumsuz olaylar yaşanmamalı. FİKİRLER çarpışmalı.
En çok istediğim de şu DELEGE sistemi artık kaldırılmalı. Partilerin adaylarını DELEGELERE ve de delege ağalarına bırakmamalı. ÜYELER seçmeli. Bizler yıllar yılı istediğimiz bir adayı seçemiyoruz. Önümüze koyulan isimleri seçmek zorunda kalıyoruz. İki milyon üyesi olduğu söylenen parti 15 milyon kişiyle cumhurbaşkanı adayını belirlemedi mi?.. Yani adayları da halk belirlemeli..
Ülkeye ZARAR verecek girişimlerden kaçınmalı. Bizim HUZURA ihtiyacımız var. Güzel günler. Tabi bu kadar yoğunluk olunca Kurban Bayramınızı kutlamakta en sona kaldı.. Bayramınız kutlu, yaşamınız mutlu olsun...
