A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

KAR YAĞMIŞ YOLLARA

Ülkemiz dünya üzerinde dört mevsimi yaşayan ender ülkelerden biridir. Kıymetini bilmeliyiz. Ve her mevsim kendine özgü özellikleriyle yaşamımıza renk katmaktadır. Bizlerde şanslı insanlar olarak bu coğrafyada yaşayanlarız. İlçemiz de iklim itibari ile bu dört mevsimin özelliklerini taşımaktadır. İlkbaharı bir başka güzel, yazı serin, sonbaharı ender güzellikleri olan ve kış mevsimi de soğuk yağışlı ve karlı geçiren bir iklime sahiptir. Ve tabidir ki kışın yağan kar her tarafı beyaza büründürürken mikropları yok eder ürünlerin daha evinli ve kaliteli olmasına yardımcı olur. Üzeri karlarla kaplı buğday ekmeğimizin daha bereketli olması için örtü görevini yapar. Banazımızın her mevsimi güzel olmasına rağmen kışı da mükemmeldir. Geçmiş yıllarda diz boyunu aşan kar yağışlarına şahit olmuşluğumuz vardır. Hani nerede o eski bayramlar diye dert yandığımız gibi kışlar için de “nerede o eski kışlar” demekten kendimi alamıyorum. Çocukluğumuzda ve gençliğimizde ne kışlar yaşardık. Hiç unutmuyorum; öylesine güzel bir kar yağmıştı ki neredeyse diz boyuna ulaşmıştı. Gecenin bir yarısı arkadaşlar hep birlikte asfalt boyu gezmekteydik. Tek tük geçen araçların aydınlattığı yolda tur atıyorduk. Yüklü bir kamyon yanımızda fren yapıp camı açarak bize seslendi… “Gençler ben o uzun rampayı geçtim mi?”... Biz de hep birlikte “..ooooo.. baya geçtin şöför abi, ama ilerde o kadar olmasa da Çarıkköy rampası var” dedik.. Adam sevindi.. “Oh be çok şükür… O rampadan korkuyordum” dedi…. Yani her yaka bembeyaz olduğundan etrafı gözleyememiş.. Kar yağdığı zamanlarda haliyle yollarda da BUZ mutlaka olmaktaydı. Biz ilçenin gençleri olarak Dörtyol’dan Çecelilerin hana kadar olan bölümü kayak pisti yapardık. Zira hafif rampa olan bu bölüm dört yoldan kaymaya başlayınca taa aşağıya kadar kayabiliyorduk. Tabi ki ben bu konuda fazlaca yetenekli değildim. Ama ta baştan sona kadar kayabilen arkadaşlarım vardı. Bu arada düşenler, çarpışanlar oldukça gülüşmeler bağırışmalar ve naralar arşa yükselirdi. Elektrik telleri üzerine neredeyse 20 cm’ye kadar birikmiş kar gördüğümüzde oluyordu… Çorum’da görev yaptığım yıllarda da oldukça bol kar yağışlarına şahit oldum. Şubat tatili sonrasında köye ulaştığımda yine diz boyu kar ile karşılaştım. Ertesi gün evimin önüne gelen köylüler beni ava gitmeye davet ettiler. Aslında benim pek av merakım yoktur. Hazırlandım, 20-25 kişilik bir gurup beni alkışladılar. Şöyle bir etrafa baktım kimse de tüfek yoktu. Sadece bir kişinin omzuna asılı çifte gördüm. Genelde herkesin elinde bir metrelik düzgün sopalar bulunmaktaydı. “Bunlar ne, hani tüfekler” dedim. Hocam biz sopalarla av yaparız. Kol halinde sürek yaparız. Kopeyler (av köpekleri) avı kovalayıp bizim menzilimize kadar kovalar biz de atışlarımızla avı vururuz” dediler. İlk gördüğüm ve duyduğum bu tarzı ilk anda pek kavrayamasam da ava başladıktan sonra, zevkine varmaya başladım. Yaptığımız av sonunda üç adet tavşanı torbamıza atmıştık. Akşamda işi bilenler onun yahnisini hazırlayıp köy odasında harala gürele midelere indirmiştik. Kimin vurduğu tartışmalara sahne olsa da gün sonunda herkes mutluydu.. Bu güzel anıdan sonra ilçemizde çalışırken 31 Aralık günü yolum İzmir’e düşmüştü. Sabahtan alışverişimi yaptım. Öğle sonu Kemeraltı’nda dolaşırken kulağıma davul sesi geldi. Gerçi uzaktan davul sesi hoş gelir derler ama bu da pek uzak olmasa da gerçekten güzel gelmekteydi. Sese doğru yaklaştım. Davul ile zurna ahenkli bir şekilde çalmaktaydı. İnsanlar etrafına birikmiş alkış tutuyorlardı. Birine yaklaşıp sordum.. “Hayırdır, bu çalgı durumu nedir?” dedim. “Düğün mü var!”… Bana şöyle bir baktı.. “Görmüyor musun KAR yağıyor, KAR” dedi. Havaya baktım. O altı köşeli kar taneleri havada isteksiz isteksiz aşağıya doğru gayet yavaş dans yapar gibi inmekteydi.. İçimden güldüm. “Yahu bunlar bizim oraları görseler tam çalgı tutarlar her halde” demiştim. Evet KAR berekettir. Yağarsa tüm kötülükleri, kirlilikleri de örter. Hani başta yazmıştım ya; “Kar yağmış yollara örtülmüş izler” diye.. işte öyle.. Kar helvası yediniz mi hiç?.. Şöyle karın en temiz yerinden tepsiye doldurup üzerine de bolca pekmez dökerek… Ne zevkli olur.. Ya da köylülerimizin kışın kar kuyularına teperek sakladığı.. Ve temmuz, ağustos sıcaklarında merkeplerin üzerine yükleyip testere ile keserek; “Karcı geldi, karcı geldi” diye bağırarak sokak sokak dolaşıp sattıkları kardan yediniz mi?.. Bazı yerlerde kar hasreti yaşanırken bazı yerlerde de nereyse bir metreye ulaşan kar yağışı sonunda evden eve tünel kazılarak gidildiğini mutlaka duymuşsunuzdur. Ne diyelim.. KAR YAĞSIN KAYGI YAĞMASIN. Dünyanın bir çok yerinde her taraf kan gölüne dönmekteyken. Yaşantımız HEP BEYAZ olsun. KAR GİBİ..
Ekleme Tarihi: 22 Ocak 2026 -Perşembe

KAR YAĞMIŞ YOLLARA

Ülkemiz dünya üzerinde dört mevsimi yaşayan ender ülkelerden biridir. Kıymetini bilmeliyiz. Ve her mevsim kendine özgü özellikleriyle yaşamımıza renk katmaktadır. Bizlerde şanslı insanlar olarak bu coğrafyada yaşayanlarız. İlçemiz de iklim itibari ile bu dört mevsimin özelliklerini taşımaktadır. İlkbaharı bir başka güzel, yazı serin, sonbaharı ender güzellikleri olan ve kış mevsimi de soğuk yağışlı ve karlı geçiren bir iklime sahiptir.
Ve tabidir ki kışın yağan kar her tarafı beyaza büründürürken mikropları yok eder ürünlerin daha evinli ve kaliteli olmasına yardımcı olur. Üzeri karlarla kaplı buğday ekmeğimizin daha bereketli olması için örtü görevini yapar.
Banazımızın her mevsimi güzel olmasına rağmen kışı da mükemmeldir. Geçmiş yıllarda diz boyunu aşan kar yağışlarına şahit olmuşluğumuz vardır. Hani nerede o eski bayramlar diye dert yandığımız gibi kışlar için de “nerede o eski kışlar” demekten kendimi alamıyorum. Çocukluğumuzda ve gençliğimizde ne kışlar yaşardık.
Hiç unutmuyorum; öylesine güzel bir kar yağmıştı ki neredeyse diz boyuna ulaşmıştı. Gecenin bir yarısı arkadaşlar hep birlikte asfalt boyu gezmekteydik. Tek tük geçen araçların aydınlattığı yolda tur atıyorduk. Yüklü bir kamyon yanımızda fren yapıp camı açarak bize seslendi… “Gençler ben o uzun rampayı geçtim mi?”... Biz de hep birlikte “..ooooo.. baya geçtin şöför abi, ama ilerde o kadar olmasa da Çarıkköy rampası var” dedik.. Adam sevindi.. “Oh be çok şükür… O rampadan korkuyordum” dedi…. Yani her yaka bembeyaz olduğundan etrafı gözleyememiş..
Kar yağdığı zamanlarda haliyle yollarda da BUZ mutlaka olmaktaydı. Biz ilçenin gençleri olarak Dörtyol’dan Çecelilerin hana kadar olan bölümü kayak pisti yapardık. Zira hafif rampa olan bu bölüm dört yoldan kaymaya başlayınca taa aşağıya kadar kayabiliyorduk. Tabi ki ben bu konuda fazlaca yetenekli değildim. Ama ta baştan sona kadar kayabilen arkadaşlarım vardı. Bu arada düşenler, çarpışanlar oldukça gülüşmeler bağırışmalar ve naralar arşa yükselirdi. Elektrik telleri üzerine neredeyse 20 cm’ye kadar birikmiş kar gördüğümüzde oluyordu…
Çorum’da görev yaptığım yıllarda da oldukça bol kar yağışlarına şahit oldum. Şubat tatili sonrasında köye ulaştığımda yine diz boyu kar ile karşılaştım. Ertesi gün evimin önüne gelen köylüler beni ava gitmeye davet ettiler.
Aslında benim pek av merakım yoktur. Hazırlandım, 20-25 kişilik bir gurup beni alkışladılar. Şöyle bir etrafa baktım kimse de tüfek yoktu. Sadece bir kişinin omzuna asılı çifte gördüm. Genelde herkesin elinde bir metrelik düzgün sopalar bulunmaktaydı. “Bunlar ne, hani tüfekler” dedim. Hocam biz sopalarla av yaparız. Kol halinde sürek yaparız. Kopeyler (av köpekleri) avı kovalayıp bizim menzilimize kadar kovalar biz de atışlarımızla avı vururuz” dediler. İlk gördüğüm ve duyduğum bu tarzı ilk anda pek kavrayamasam da ava başladıktan sonra, zevkine varmaya başladım. Yaptığımız av sonunda üç adet tavşanı torbamıza atmıştık. Akşamda işi bilenler onun yahnisini hazırlayıp köy odasında harala gürele midelere indirmiştik. Kimin vurduğu tartışmalara sahne olsa da gün sonunda herkes mutluydu..
Bu güzel anıdan sonra ilçemizde çalışırken 31 Aralık günü yolum İzmir’e düşmüştü. Sabahtan alışverişimi yaptım. Öğle sonu Kemeraltı’nda dolaşırken kulağıma davul sesi geldi. Gerçi uzaktan davul sesi hoş gelir derler ama bu da pek uzak olmasa da gerçekten güzel gelmekteydi. Sese doğru yaklaştım. Davul ile zurna ahenkli bir şekilde çalmaktaydı. İnsanlar etrafına birikmiş alkış tutuyorlardı. Birine yaklaşıp sordum.. “Hayırdır, bu çalgı durumu nedir?” dedim. “Düğün mü var!”… Bana şöyle bir baktı.. “Görmüyor musun KAR yağıyor, KAR” dedi. Havaya baktım. O altı köşeli kar taneleri havada isteksiz isteksiz aşağıya doğru gayet yavaş dans yapar gibi inmekteydi.. İçimden güldüm. “Yahu bunlar bizim oraları görseler tam çalgı tutarlar her halde” demiştim.
Evet KAR berekettir. Yağarsa tüm kötülükleri, kirlilikleri de örter. Hani başta yazmıştım ya; “Kar yağmış yollara örtülmüş izler” diye.. işte öyle..
Kar helvası yediniz mi hiç?.. Şöyle karın en temiz yerinden tepsiye doldurup üzerine de bolca pekmez dökerek… Ne zevkli olur.. Ya da köylülerimizin kışın kar kuyularına teperek sakladığı.. Ve temmuz, ağustos sıcaklarında merkeplerin üzerine yükleyip testere ile keserek; “Karcı geldi, karcı geldi” diye bağırarak sokak sokak dolaşıp sattıkları kardan yediniz mi?..
Bazı yerlerde kar hasreti yaşanırken bazı yerlerde de nereyse bir metreye ulaşan kar yağışı sonunda evden eve tünel kazılarak gidildiğini mutlaka duymuşsunuzdur.
Ne diyelim.. KAR YAĞSIN KAYGI YAĞMASIN.
Dünyanın bir çok yerinde her taraf kan gölüne dönmekteyken. Yaşantımız HEP BEYAZ olsun. KAR GİBİ..
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Şaban KURULTAY.
(21.01.2026 22:32 - #823)
Anılar Hatıralar güzel ve acı günler unutulmuyor. Ama eskinin neyi kaldı diye düşünürsek. Elimizdekilerle yetinmeyi yeterli görmeliyiz.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.