A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

FARKLI BİR KONU

Nereden aklıma geldiyse bu gün size farklı bir konudan söz ederek seslenmek istedim. Konu isimler! Yani bizim bu dünyada anıldığımız, bilindiğimiz; bize hitap edilen ismimiz. Üzerinde duracağım tek isimler değil. Genellikle bizlerde olduğu gibi üç kelimeli isimler. Yani ben Ali Erkin SARIOĞLU gibi “iki ismi olan” insanlarımız. Babam okumuş yazmış, mürekkep yalamış ya da dirsek çürütmüş, Ortaklar Öğretmen Okulu’nda bir süre eğitim görmüş ama ailevi nedenlerle eğitimini tamamlayamamış biriydi. Ve o yılların tabiriyle bu okullar neredeyse üniversite ayarındaki eğitimleriyle aydınlatmışlar ülkemizi. İşte babam kurduğu yuvada bizler dünyaya gelince nereden esinlendiyse bütün çocuklarının adını iki isimle kaydettirmiş. Kardeşlerimin hepsi de nüfuslarında üç kelimeli yani iki isimli olarak kayıtlanmış. İki isim koymak kimlerden bizlere kalmış tam anlamıyla bilemiyorum. Ama ilk aklıma geliveren Osmanlı Padişahları. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi.. Bunların en güzel Örneği de Mustafa Kemal ATATÜRK... Her ne kadar Kemal adını sonradan almış olsa da literatüre böyle yansımış. Ne güzel. Evet, güzel benim de adım benzeri. Buradan kendime pay çıkarmak istemiyorum ama zaman içinde babama kızdığım zamanlar da olmuştu. İlkokulda öğretmenimiz defterlerimize üç sıra, beş sıra, on sıra gibi isimlerimizi yazmamızı isterdi. Bir çok arkadaşım tek isimli olunca hemencecik ödevlerini bitiriverir ben ise her zaman onlardan çok sonra bitirirdim. Benim de adım sadece Ali olsaydı derdim. Can, Oya, Ahu, Cem, Ata, Alp, Ege, Tan gibi... Ve ismimin üç kelimeden oluştuğunu fark ettiğim yıllarda kimler bu isimleri taşıyor diye meraklandım. Tabiidir ki ilk aklıma gelen yukarıda bahsettiğim Osmanlı padişahları gelmişti. Sonra çok kıymetli ATATÜRK’üm... Daha başka kimler var diye meraklandım. O günlerin dışişleri bakanı Feridun Cemal ERKİN, Bestekar Cemal Reşit REY ve beğendiğim değerli yazarlar Falih Rıfkı ATAY, Sait Faik ABASIYANIK, Orhan Veli KANIK, Hüseyin Rahmi GÜRPINAR, Halit Ziya UŞAKLIGİL, Cahit Sıtkı TARANCI, Mehmet Akif ERSOY, Reşat Nuri GÜNTEKİN, Nazım Hikmet RAN, Necip Fazıl KISAKÜREK, Halide Edip ADIVAR ve daha bir çok yazarımızı anarak devam edeyim. Yine devlet erkanında yer almış olanlar Fatin Rüştü ZORLU, Hasan Esat IŞIK, İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL, Ahmet Kurtcebe ALPTEMUÇİN, Şükrü Sina GÜREL, Ahmet Necdet SEZER aklıma geliverdi. Yukarıdaki isimleri saydıkça kendime de pay çıkarmaya çalıştım ama ne çare ki biz sade bir vatandaş olarak bu dünyadaki yerimizi almaya devam edeceğiz. Gerçi zamanla aksaklıklar yaşadım. Örneğin: bizler göreve yaptığımız köylere gittiğimizde sınıf tahtasına adımızı yazarız. Ali Erkin SARIOĞLU... Çocuklar genelde “ERKİN” ismi ilk anda zorlayıcı geldiğinden ya da ilk kez duyduklarından kolayı seçip “ALİ” ismini evlere götürüler. Tabiidir ki köylümüz de bize “ALİ HOCA” diye hitap ederlerdi. Ben de hoca yerine öğretmeni kullanmalarını önerirdim. Neyse... Çalıştığım köyde o kadar lezzetli ürünler yetişmekteydi. En ünlüsü de KİRAZ ve Taze FASULYE idi. Okullar tatil olup köyden ayrılırken çok sevdiğim Hüseyin Amcaya; “bana zamanı gelince bir çuval taze fasulye getiriverir misin” demiştim.. “Elbette” dedi. Dedim ki; “eşim banka da görevli oraya bırakıver” demiştim. Bu değerli abim tam fasulye zamanında il merkezine getirdiği bir çuval fasulyeyi emek emek, uzak bile olsa eşimin çalıştığı bankaya getirmiş.. Görevliye “Ali Hoca’nın hanımı buradaymış, bunu onlara getirdim” demiş. Görevli de bankanın içine girerek; “ALİ HOCA’nın eşi kim?” diye uzun uzadıya sormuş. Ama kimseden ses yok.. Hüseyin Amca “la havle” çekip ve tabidir ki içinden bana güzel sözler söyleyerek geri dönmüş.. Sonraki günlerde karşılaştığımızda hani bizim fasulye dedim.. O da bana kızarak, “Vallahi o sıcakta taaa bankaya kadar sırtımda çuvalı taşıdım. Ama orada seni tanıyan çıkmadı. Bana yanlış adres mi verdin” dedim.. Ve eve geldiğimde eşime anımsattım. O da “Haaaa!. Evet biri Ali Hoca’yı sordu. Ama ben hiç sana Ali demediğim için aklımın ucundan bile geçmedi”... Çünkü herkes bana sadece ERKİN diyordu. Böylece biz iki isim kullanmanın acısını da böyle yaşadık. Elbette atalarımın verdiği bu isimleri yadırgamıyorum. Ama dedemin adı ALİ, babamın düşündüğü ERKİN. Sonraki yıllarda her ikisini birlikte kullanmaya çalışmaktayım.  Bazen telefonla arayan bir takım kuruluşların ilk sözleri, “efendim size hangi isminizle hitap edelim” diye baskın bir soruyla başlıyorlar. Diyorum ki orda yazılanlarla… Ünlü olmak güzel. Bu dünyaya güzel eserler bırakmak, güzel anılar bırakmak güzel ve de güzel bir yaşam ile devam etmek daha güzel. İsmimizin şu veya bu olduğu aslında pek önemli değil.. Biz arkadaşlarımıza dostlarımıza içimizden geldiği gibi uygun sıfatlarla hitap ediyoruz. Eşimize de genelde ismiyle değil de; “aşkım, gülüm, güzelim” gibi latif sözlerle sesleniyoruz.. Her ne olursa olsun yaşamınız GÜZEL olsun…
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2026 -Salı

FARKLI BİR KONU

Nereden aklıma geldiyse bu gün size farklı bir konudan söz ederek seslenmek istedim. Konu isimler! Yani bizim bu dünyada anıldığımız, bilindiğimiz; bize hitap edilen ismimiz. Üzerinde duracağım tek isimler değil. Genellikle bizlerde olduğu gibi üç kelimeli isimler. Yani ben Ali Erkin SARIOĞLU gibi “iki ismi olan” insanlarımız.
Babam okumuş yazmış, mürekkep yalamış ya da dirsek çürütmüş, Ortaklar Öğretmen Okulu’nda bir süre eğitim görmüş ama ailevi nedenlerle eğitimini tamamlayamamış biriydi. Ve o yılların tabiriyle bu okullar neredeyse üniversite ayarındaki eğitimleriyle aydınlatmışlar ülkemizi. İşte babam kurduğu yuvada bizler dünyaya gelince nereden esinlendiyse bütün çocuklarının adını iki isimle kaydettirmiş. Kardeşlerimin hepsi de nüfuslarında üç kelimeli yani iki isimli olarak kayıtlanmış.
İki isim koymak kimlerden bizlere kalmış tam anlamıyla bilemiyorum. Ama ilk aklıma geliveren Osmanlı Padişahları. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi.. Bunların en güzel Örneği de Mustafa Kemal ATATÜRK... Her ne kadar Kemal adını sonradan almış olsa da literatüre böyle yansımış. Ne güzel. Evet, güzel benim de adım benzeri. Buradan kendime pay çıkarmak istemiyorum ama zaman içinde babama kızdığım zamanlar da olmuştu. İlkokulda öğretmenimiz defterlerimize üç sıra, beş sıra, on sıra gibi isimlerimizi yazmamızı isterdi. Bir çok arkadaşım tek isimli olunca hemencecik ödevlerini bitiriverir ben ise her zaman onlardan çok sonra bitirirdim. Benim de adım sadece Ali olsaydı derdim. Can, Oya, Ahu, Cem, Ata, Alp, Ege, Tan gibi...
Ve ismimin üç kelimeden oluştuğunu fark ettiğim yıllarda kimler bu isimleri taşıyor diye meraklandım. Tabiidir ki ilk aklıma gelen yukarıda bahsettiğim Osmanlı padişahları gelmişti. Sonra çok kıymetli ATATÜRK’üm...
Daha başka kimler var diye meraklandım. O günlerin dışişleri bakanı Feridun Cemal ERKİN, Bestekar Cemal Reşit REY ve beğendiğim değerli yazarlar Falih Rıfkı ATAY, Sait Faik ABASIYANIK, Orhan Veli KANIK, Hüseyin Rahmi GÜRPINAR, Halit Ziya UŞAKLIGİL, Cahit Sıtkı TARANCI, Mehmet Akif ERSOY, Reşat Nuri GÜNTEKİN, Nazım Hikmet RAN, Necip Fazıl KISAKÜREK, Halide Edip ADIVAR ve daha bir çok yazarımızı anarak devam edeyim.
Yine devlet erkanında yer almış olanlar Fatin Rüştü ZORLU, Hasan Esat IŞIK, İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL, Ahmet Kurtcebe ALPTEMUÇİN, Şükrü Sina GÜREL, Ahmet Necdet SEZER aklıma geliverdi.
Yukarıdaki isimleri saydıkça kendime de pay çıkarmaya çalıştım ama ne çare ki biz sade bir vatandaş olarak bu dünyadaki yerimizi almaya devam edeceğiz. Gerçi zamanla aksaklıklar yaşadım. Örneğin: bizler göreve yaptığımız köylere gittiğimizde sınıf tahtasına adımızı yazarız. Ali Erkin SARIOĞLU... Çocuklar genelde “ERKİN” ismi ilk anda zorlayıcı geldiğinden ya da ilk kez duyduklarından kolayı seçip “ALİ” ismini evlere götürüler. Tabiidir ki köylümüz de bize “ALİ HOCA” diye hitap ederlerdi. Ben de hoca yerine öğretmeni kullanmalarını önerirdim.
Neyse... Çalıştığım köyde o kadar lezzetli ürünler yetişmekteydi. En ünlüsü de KİRAZ ve Taze FASULYE idi. Okullar tatil olup köyden ayrılırken çok sevdiğim Hüseyin Amcaya; “bana zamanı gelince bir çuval taze fasulye getiriverir misin” demiştim.. “Elbette” dedi. Dedim ki; “eşim banka da görevli oraya bırakıver” demiştim. Bu değerli abim tam fasulye zamanında il merkezine getirdiği bir çuval fasulyeyi emek emek, uzak bile olsa eşimin çalıştığı bankaya getirmiş.. Görevliye “Ali Hoca’nın hanımı buradaymış, bunu onlara getirdim” demiş. Görevli de bankanın içine girerek; “ALİ HOCA’nın eşi kim?” diye uzun uzadıya sormuş. Ama kimseden ses yok.. Hüseyin Amca “la havle” çekip ve tabidir ki içinden bana güzel sözler söyleyerek geri dönmüş.. Sonraki günlerde karşılaştığımızda hani bizim fasulye dedim.. O da bana kızarak, “Vallahi o sıcakta taaa bankaya kadar sırtımda çuvalı taşıdım. Ama orada seni tanıyan çıkmadı. Bana yanlış adres mi verdin” dedim.. Ve eve geldiğimde eşime anımsattım. O da “Haaaa!. Evet biri Ali Hoca’yı sordu. Ama ben hiç sana Ali demediğim için aklımın ucundan bile geçmedi”... Çünkü herkes bana sadece ERKİN diyordu. Böylece biz iki isim kullanmanın acısını da böyle yaşadık. Elbette atalarımın verdiği bu isimleri yadırgamıyorum. Ama dedemin adı ALİ, babamın düşündüğü ERKİN. Sonraki yıllarda her ikisini birlikte kullanmaya çalışmaktayım. 
Bazen telefonla arayan bir takım kuruluşların ilk sözleri, “efendim size hangi isminizle hitap edelim” diye baskın bir soruyla başlıyorlar. Diyorum ki orda yazılanlarla…
Ünlü olmak güzel. Bu dünyaya güzel eserler bırakmak, güzel anılar bırakmak güzel ve de güzel bir yaşam ile devam etmek daha güzel. İsmimizin şu veya bu olduğu aslında pek önemli değil.. Biz arkadaşlarımıza dostlarımıza içimizden geldiği gibi uygun sıfatlarla hitap ediyoruz. Eşimize de genelde ismiyle değil de; “aşkım, gülüm, güzelim” gibi latif sözlerle sesleniyoruz..
Her ne olursa olsun yaşamınız GÜZEL olsun…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.