A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

EN BÜYÜK DERT GEÇİM SIKINTISI

Dertler hiç bitmiyor! Bu yaşıma geldim ben böyle üst üste gelen dert görmedim. Tabakların deriyi dövdüğü gibi gelen vuruyor giden vuruyor. Tabii ki yapacak bir şeyimiz yok. Gelen soğuklara dur deme, yakan sıcakları yok etme ihtimalimiz yok. Yok ama onlara karşı alınacak önlemleri de alamama gibi bir zaafiyetimiz var. Elden bir şey gelmiyor. Kış kışlığını puşt puştluğunu yapar demişler. Eee ne diyelim mevsim kış. Ve bu yıl da biraz etkili soğuklar gördük. “Oğlum yak sobayı odun bulunur ama böyle kış bir daha bulunmaz” diyeceğimiz bir durum da yok. Zira bilebildiğim kadarıyla evlerin bir çoğunda soba yok ve odun yerine kömür, kömür yerine doğal gazı tercih etmişiz. Onları da yak dedikçe cepler yanıyor, yürekler sızlıyor, tansiyonlar tepeye vuruyor. Gelen faturalar tabir yerindeyse anamızı ağlatıyor. Siz bari bu kadar da olur mu demeyin, oluyor işte! Bakın, akaryakıta, elektriğe yüzde yüzünde üstünde zam!... Bizlere rahatlık ve konfor sunan doğalgaz faturaları ikiye katlanmış durumda. Birileri bize “yarısını biz karşılıyoruz” dese de hepimiz önce ne kadar sonrasında ne kadar ödediğimizi çok iyi biliyoruz. Vatandaş soğukla değil ateşle mücadele ediyor. Aklım erdiğinden beri kıtlıklar gördüm, yokluklar gördüm, zamlar gördüm ama bu denli aşırısını ilk defa görüyorum. Bazıları savaştan, bazıları akaryakıttan, bazıları da fırsatçılıktan zam üstüne zam yapıyor. Hevesimiz kursağımızda kaldı. Asgari ücret yükseldi diye sevinecekken zamlar ilk ay alıp götürdü artışları. Maaşlarımıza % 30 zam geldi diye gülümserken, bir nebze olsun rahatlarız diye düşünürken artışların yeterli olmadığını gördük. Ülkemiz “karlar altında” derken savaş yüzünden kaygılar altına girdi. “Kar yağsın ama kaygı yağmasın” diye dilekte bulunurken kaygılarımız arş-ı alaya ulaştı. Tüm gıda maddeleri ikiye katladı, ulaşım ikiye katladı, okul giderleri ikiye katladı yani uzun lafın kısası aldığımız her şey ikilendi. Ücret ve maaşlara gelen artışlar çoktan eridi gitti. Maalesef alınan önlemler insanlarımızı rahatlatamadı. Bakıyorsunuz bazı televizyonlar ortamı güllük gülistanlık gösteriyor bazı televizyonlar da karamsarlık tabloları sergiliyor. İkisinin ortası yok. Ama bizim gördüğümüz çarşı pazar gerçekten el yakıyor. Hakikaten yapılan hesaplar tutmuyor. Varlıklılar göbeğini kaşıyıp yan gelip yatıyor yoksullar ise Allah’a dua etmekten, yalvarmaktan öteye gidemiyor. Sonumuz hayırlı olur inşallah. Bunların bir oluru olmalı. Şimdi yetkililerimiz oturup hesapları yeniden gözden geçirmeli. Kademeli elektrik, kademeli doğalgaz hiçbir zaman çözüm olmaz gerçek tüketiciler için. Tıpkı yaz-kış saati uygulamasının fark edilir bir yararı olmadığı gibi. Öncelikle yapılan zamlar geri çekilmeli. Kademeli sevdasından vazgeçilmeli. Benim maaşıma gelen zam bile elektrik ve doğalgaz faturalarını karşılamaya yetmiyor. Kaldı ki daha almamız gereken gıda, giyecek ve diğer ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız. Ben kendi adıma bu ülkeye yıllar yılı hizmet vermiş bir emekli olarak şöyle rahat bir gün göremeyecek miyim?... Yani dert bitmiyor.  Yaşadığımız CORONA kabusundan kurtulduk gibi görünürken birileri sürekli yeni salgınlarla insanlarda algı yaratıyor. Örneğin bazı yakınlarım da son günlerde geçmeyen grip, nezle, öksürüğe yakalanmış durumda. Normale bakılırsa biraz daha zor atlatılabilen bir durum var. İlk günlerde yakalanan arkadaşlarımdan edindiğim bilgilere göre daha ılımlı geçiyor. Çünkü öncekiler dayanılmaz ağrılar çektiklerini ve neredeyse ölümle burun buruna olduklarını anlatıyorlardı. Herkese acil şifalar dilemekten öteye bir şey yapamıyoruz. Bu arada Covit zamanında AŞI olanlarında bazı rahatsızlığa yakalandığı haberleri var. Araştırmalara göre onlarda bazı müzmin rahatsızlıklardan ve kalp hastalıklarından söz ediyorlar. Sağlık çok önemli. Ama kim ne derse desin insanın ayağına diken batsa bütün vücut ondan etkileniyor. Hadi diyelim para bir şekilde kazanılır da sağlık öyle kolay kolay kazanılmıyor. Kaybetmemek gerek. Yağan yağmurlar ve karlar şu kötülükleri temizleyiversin bari. Aşırı yapılan zamları, haksız yapılan zamları alıp götürüversin. Simit 20 lira olur mu? Olur tabi onlar ne yapsın. Ayçiçeği zeytin yağına yaklaşır mı yaklaşır tabi.. Yumurta 7-8 lira küçük bir demet maydanoz (üç-beş dal) 30 lira olur mu?.. Olur tabi.. Herkes olaya kendi penceresinden bakıyor. Akarken doldurayım mantığı var. Sahi aklıma geldi rakı pahalandı herkes kendi yapıyordu. Peynir pahalandı herkes kendi yapıyordu. yumurta yapan çıkmadı hiç.. Onu da yapsalar da hayat biraz daha ucuzlasa diyorum.. Diyeceğim son söz hadi bizlere biraz yardımcı olun. Şu zamları geri alın ya da durdurun da yaşadığımızın farkına varalım, dertler azalsın yaşam güzelleşsin..
Ekleme Tarihi: 31 Mart 2026 -Salı

EN BÜYÜK DERT GEÇİM SIKINTISI

Dertler hiç bitmiyor! Bu yaşıma geldim ben böyle üst üste gelen dert görmedim. Tabakların deriyi dövdüğü gibi gelen vuruyor giden vuruyor. Tabii ki yapacak bir şeyimiz yok. Gelen soğuklara dur deme, yakan sıcakları yok etme ihtimalimiz yok. Yok ama onlara karşı alınacak önlemleri de alamama gibi bir zaafiyetimiz var. Elden bir şey gelmiyor.
Kış kışlığını puşt puştluğunu yapar demişler. Eee ne diyelim mevsim kış. Ve bu yıl da biraz etkili soğuklar gördük. “Oğlum yak sobayı odun bulunur ama böyle kış bir daha bulunmaz” diyeceğimiz bir durum da yok. Zira bilebildiğim kadarıyla evlerin bir çoğunda soba yok ve odun yerine kömür, kömür yerine doğal gazı tercih etmişiz.
Onları da yak dedikçe cepler yanıyor, yürekler sızlıyor, tansiyonlar tepeye vuruyor. Gelen faturalar tabir yerindeyse anamızı ağlatıyor. Siz bari bu kadar da olur mu demeyin, oluyor işte! Bakın, akaryakıta, elektriğe yüzde yüzünde üstünde zam!...
Bizlere rahatlık ve konfor sunan doğalgaz faturaları ikiye katlanmış durumda. Birileri bize “yarısını biz karşılıyoruz” dese de hepimiz önce ne kadar sonrasında ne kadar ödediğimizi çok iyi biliyoruz. Vatandaş soğukla değil ateşle mücadele ediyor.
Aklım erdiğinden beri kıtlıklar gördüm, yokluklar gördüm, zamlar gördüm ama bu denli aşırısını ilk defa görüyorum. Bazıları savaştan, bazıları akaryakıttan, bazıları da fırsatçılıktan zam üstüne zam yapıyor. Hevesimiz kursağımızda kaldı. Asgari ücret yükseldi diye sevinecekken zamlar ilk ay alıp götürdü artışları. Maaşlarımıza % 30 zam geldi diye gülümserken, bir nebze olsun rahatlarız diye düşünürken artışların yeterli olmadığını gördük.
Ülkemiz “karlar altında” derken savaş yüzünden kaygılar altına girdi. “Kar yağsın ama kaygı yağmasın” diye dilekte bulunurken kaygılarımız arş-ı alaya ulaştı. Tüm gıda maddeleri ikiye katladı, ulaşım ikiye katladı, okul giderleri ikiye katladı yani uzun lafın kısası aldığımız her şey ikilendi. Ücret ve maaşlara gelen artışlar çoktan eridi gitti.
Maalesef alınan önlemler insanlarımızı rahatlatamadı. Bakıyorsunuz bazı televizyonlar ortamı güllük gülistanlık gösteriyor bazı televizyonlar da karamsarlık tabloları sergiliyor. İkisinin ortası yok. Ama bizim gördüğümüz çarşı pazar gerçekten el yakıyor. Hakikaten yapılan hesaplar tutmuyor. Varlıklılar göbeğini kaşıyıp yan gelip yatıyor yoksullar ise Allah’a dua etmekten, yalvarmaktan öteye gidemiyor. Sonumuz hayırlı olur inşallah.
Bunların bir oluru olmalı. Şimdi yetkililerimiz oturup hesapları yeniden gözden geçirmeli. Kademeli elektrik, kademeli doğalgaz hiçbir zaman çözüm olmaz gerçek tüketiciler için. Tıpkı yaz-kış saati uygulamasının fark edilir bir yararı olmadığı gibi. Öncelikle yapılan zamlar geri çekilmeli. Kademeli sevdasından vazgeçilmeli. Benim maaşıma gelen zam bile elektrik ve doğalgaz faturalarını karşılamaya yetmiyor. Kaldı ki daha almamız gereken gıda, giyecek ve diğer ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız. Ben kendi adıma bu ülkeye yıllar yılı hizmet vermiş bir emekli olarak şöyle rahat bir gün göremeyecek miyim?...
Yani dert bitmiyor.  Yaşadığımız CORONA kabusundan kurtulduk gibi görünürken birileri sürekli yeni salgınlarla insanlarda algı yaratıyor. Örneğin bazı yakınlarım da son günlerde geçmeyen grip, nezle, öksürüğe yakalanmış durumda. Normale bakılırsa biraz daha zor atlatılabilen bir durum var. İlk günlerde yakalanan arkadaşlarımdan edindiğim bilgilere göre daha ılımlı geçiyor. Çünkü öncekiler dayanılmaz ağrılar çektiklerini ve neredeyse ölümle burun buruna olduklarını anlatıyorlardı. Herkese acil şifalar dilemekten öteye bir şey yapamıyoruz.
Bu arada Covit zamanında AŞI olanlarında bazı rahatsızlığa yakalandığı haberleri var. Araştırmalara göre onlarda bazı müzmin rahatsızlıklardan ve kalp hastalıklarından söz ediyorlar. Sağlık çok önemli. Ama kim ne derse desin insanın ayağına diken batsa bütün vücut ondan etkileniyor. Hadi diyelim para bir şekilde kazanılır da sağlık öyle kolay kolay kazanılmıyor. Kaybetmemek gerek.
Yağan yağmurlar ve karlar şu kötülükleri temizleyiversin bari. Aşırı yapılan zamları, haksız yapılan zamları alıp götürüversin. Simit 20 lira olur mu? Olur tabi onlar ne yapsın. Ayçiçeği zeytin yağına yaklaşır mı yaklaşır tabi.. Yumurta 7-8 lira küçük bir demet maydanoz (üç-beş dal) 30 lira olur mu?.. Olur tabi..
Herkes olaya kendi penceresinden bakıyor. Akarken doldurayım mantığı var. Sahi aklıma geldi rakı pahalandı herkes kendi yapıyordu. Peynir pahalandı herkes kendi yapıyordu. yumurta yapan çıkmadı hiç.. Onu da yapsalar da hayat biraz daha ucuzlasa diyorum..
Diyeceğim son söz hadi bizlere biraz yardımcı olun. Şu zamları geri alın ya da durdurun da yaşadığımızın farkına varalım, dertler azalsın yaşam güzelleşsin..
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.