YOK OLMADAN PAYLAŞIYORLAR
Bölgesel
(Yeşil Banaz Gazetesi) - Yeşil Banaz Gazetesi |
18.02.2026 - 15:56, Güncelleme:
18.02.2026 - 15:57 434 kez okundu.
YOK OLMADAN PAYLAŞIYORLAR
YOK OLMADAN PAYLAŞIYORLAR
İZMİR’DEKİ TAKAS TOHUM ŞENLİKLERİ YOĞUN İLGİ GÖRDÜ
İzmir’de Bornova Belediyesi’nin organizasyonuyla yapılan “Tohum Takas Şenlikleri” adeta parmak ısırttı. Düzenlenen bu ender organizasyona yoğun katılım olması da geleceği düşünen insanlarca memnuniyetle karşılandı.
Yazarlarımızdan İzmir temsilcimi Kemal Karataş’ın bizzat katılıp takip ettiği programla ilgili yazdıklarını sizlerle paylaşıyoruz.
TOHUM, EMPERYAL TOHUM HEGEMONYASI VE TOHUM TAKAS ŞENLİKLERİ
Kısaca "Tohum Takas Şenlikleri" olarak adlandırılan ve özellikle Batı illerimizde giderek artan bir ilgiyle yaygınlaşan etkinliklerden biri. Dün Bornova Belediyesi organizasyonuyla Bornova Kapalı Pazar Yeri'nde halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Burada bu toprakların tohum zenginliğini ortaya çıkarmak için Seferihisar Belediye başkanı iken önemli çalışmalarda bulunmuş Tunç Soyer’i anmamak olmaz.
Oluşturulmuş paha biçilmez Tohum Bankası, artık İzmir’de halk ekmek ve belli başlı yerlerde satılan “Karakılçık Buğdayı”nın çoğaltılıp temiz gıda olarak sofralara gelmesi onun en başarılı işlerinden olduğu gibi, o tohum takaslarınında öncülerinden birisi olması dikkat çekiyor.
Şenlikte İzmir ilçelerinin belediye ve özel kuruluşları stantlarda yer bulurken Trakya’dan İç Ege’ye oradan Akdeniz bölgesinin bereketli yörelerinden gelen özel kamu kurum ve kuruluşları da burada yer aldı. Konunun önemini belirten farklı konuşmacılardan sonra mikrofonu alan, Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Tahsin Özkaya nın çözüm önerilerini de içeren konuşması katılımcılar üzerinde ciddi bir ilgi yarattı.
Bu konudaki düşüncelerini "Başka Bir Tarım Mümkün: Tarım Politikası ve Agroekoloji" adlı kitabında da toplayan Özkaya, küresel hegemonların tohumu ele geçirme planlarına dikkat çekti. Özkaya, Türkiye'de bu tohum takas şenliklerinin 2010 yılında, kendisinin de içinde bulunduğu bir grup tarafından başlatıldığını belirtti. Bunun temel sebebi ise 2006 yılında hükümetin, küresel emperyal güçlerin isteği doğrultusunda yerel tohum satışını yasaklamış olması olduğunu belirtti.
Endüstriyel tarımın ülkemiz köylüsünü ve çiftçisini bitirme noktasına getirdiğini vurgulayan Özkaya, dört mevsimi yaşayan ülkemizde doğru bir tarım politikasıyla yeniden kendine yeten bir ülke olabileceğimiz gerçeğinin altını çizdi.
Etkinlik sonunda söz alan Bornova Belediye Başkanı Ömer Ekşi ise tohum meselesinin dünü, bugünü ve yarınını birleştiren hayati bir konu olduğunu belirtti. Bu çabanın, kuşaklar arası devamlılığın sağlanmasında vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
Başkan, Bornova’da ülkenin en büyük şehir bostanını oluşturduklarını ve yeni projelerle bu bostanlarda kadın emeği ile atalık tohumları birleştirerek, kadınlara hem ekolojik hem de ekonomik imkânlar sunmayı planladıklarını anlattı.
Aslında bu etkinliğin tam adı ve amacı; atalık, yani genetiğine dokunulmamış eski tohumların kişi ve kurumlarca takas edilerek çoğaltılması ve yok olmasının önüne geçilmesidir.
Peki bu ihtiyaç nereden doğdu?
Bu sorunun cevabını vermek için hayli gerilere, İkinci Dünya Savaşı sonrasına gitmek gerekiyor. Bu paylaşım savaşı, tarım konusunda tam bir dönüm noktasıdır.
Hem tarımsal üretim istatistikleri hem de buna bağlı kanser istatistikleri yıkımın başlangıcı olarak bu dönemi işaret ediyor. O dönemde dünya kapitalist sistemi savaş sonrası, kârına yeni kâr alanları açmak için daha önce yeterince etkili olmadığı tarım ve gıda sektörüne yöneldi. Bunun sonucu olarak, kırsalda doğal olarak yetişen her şeyi daha hızlı üretmek ve kârını katlamak için tohumları ele geçirmesi ve burada bir hegemonya kurması gerekiyordu.
Bu süreçte tohumlar sadece ele geçirilmedi; daha "verimli" olması bahanesiyle tohumun genetik yapısı kârlılık esasına göre dönüştürüldü. Aynı zamanda, ulus devletlerde "tohum ıslahı" adı altında yerli ve kadim tohumların ticareti yasaklandı. "Verim artışı oldu" diyerek buna razı olunabilirdi belki; ancak kapitalizmin sınırsız kâr hırsı burada durmadı.
Genetiği değiştirilmiş tohumları tek elden satmak yetmeyince, bu tohumların hassas olduğu zararlılara karşı özel ilaçlar geliştirildi. Böylece bir yandan tohum satılırken, diğer yandan o tohumdan daha fazla kazanç getiren tarım ilaçları piyasaya sürüldü.
Sonuç; beklendiği gibi bol ve verimli ürünler değil, aksine bu gıdalardan ve ilaçlardan etkilenen milyonlarca kanser vakası oldu.
Bu durum toplumlar için bir felaket olsa da kapitalizmin buna da çözümü hazırdı: Milyonlarca lira maliyet oluşturan kanser ilaçları... Gördüğünüz gibi; konu bir tohum takasından başlayıp çağımızın vebası kansere kadar uzanıyor.
Tarım ilaçları ile tohumlarımız tohum olmakta çıkmış, toprağımız kirletilmiş ölüm saçıyor.
Neyse, biz yine tohum takasına dönelim.
Bu toplumun küresel eşkiyalara karşı oluşturduğu bu takasların temelinde, Anadolu'nun kadim "imece" kültürü yatar. Hepimizin her gün yaşadıklarını daha fazla uzatmayayım; kolektif hayatta, imece kültürüyle ve kapitalist kâr zihniyetine karşı atalık doğal tohumlarla, hoşça ve sağlıcakla kalın..
Kemal Karataş 14.02.2026
YOK OLMADAN PAYLAŞIYORLAR
İZMİR’DEKİ TAKAS TOHUM ŞENLİKLERİ YOĞUN İLGİ GÖRDÜ
İzmir’de Bornova Belediyesi’nin organizasyonuyla yapılan “Tohum Takas Şenlikleri” adeta parmak ısırttı. Düzenlenen bu ender organizasyona yoğun katılım olması da geleceği düşünen insanlarca memnuniyetle karşılandı.
Yazarlarımızdan İzmir temsilcimi Kemal Karataş’ın bizzat katılıp takip ettiği programla ilgili yazdıklarını sizlerle paylaşıyoruz.
TOHUM, EMPERYAL TOHUM HEGEMONYASI VE TOHUM TAKAS ŞENLİKLERİ
Kısaca "Tohum Takas Şenlikleri" olarak adlandırılan ve özellikle Batı illerimizde giderek artan bir ilgiyle yaygınlaşan etkinliklerden biri. Dün Bornova Belediyesi organizasyonuyla Bornova Kapalı Pazar Yeri'nde halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Burada bu toprakların tohum zenginliğini ortaya çıkarmak için Seferihisar Belediye başkanı iken önemli çalışmalarda bulunmuş Tunç Soyer’i anmamak olmaz.
Oluşturulmuş paha biçilmez Tohum Bankası, artık İzmir’de halk ekmek ve belli başlı yerlerde satılan “Karakılçık Buğdayı”nın çoğaltılıp temiz gıda olarak sofralara gelmesi onun en başarılı işlerinden olduğu gibi, o tohum takaslarınında öncülerinden birisi olması dikkat çekiyor.
Şenlikte İzmir ilçelerinin belediye ve özel kuruluşları stantlarda yer bulurken Trakya’dan İç Ege’ye oradan Akdeniz bölgesinin bereketli yörelerinden gelen özel kamu kurum ve kuruluşları da burada yer aldı. Konunun önemini belirten farklı konuşmacılardan sonra mikrofonu alan, Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Tahsin Özkaya nın çözüm önerilerini de içeren konuşması katılımcılar üzerinde ciddi bir ilgi yarattı.
Bu konudaki düşüncelerini "Başka Bir Tarım Mümkün: Tarım Politikası ve Agroekoloji" adlı kitabında da toplayan Özkaya, küresel hegemonların tohumu ele geçirme planlarına dikkat çekti. Özkaya, Türkiye'de bu tohum takas şenliklerinin 2010 yılında, kendisinin de içinde bulunduğu bir grup tarafından başlatıldığını belirtti. Bunun temel sebebi ise 2006 yılında hükümetin, küresel emperyal güçlerin isteği doğrultusunda yerel tohum satışını yasaklamış olması olduğunu belirtti.
Endüstriyel tarımın ülkemiz köylüsünü ve çiftçisini bitirme noktasına getirdiğini vurgulayan Özkaya, dört mevsimi yaşayan ülkemizde doğru bir tarım politikasıyla yeniden kendine yeten bir ülke olabileceğimiz gerçeğinin altını çizdi.
Etkinlik sonunda söz alan Bornova Belediye Başkanı Ömer Ekşi ise tohum meselesinin dünü, bugünü ve yarınını birleştiren hayati bir konu olduğunu belirtti. Bu çabanın, kuşaklar arası devamlılığın sağlanmasında vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
Başkan, Bornova’da ülkenin en büyük şehir bostanını oluşturduklarını ve yeni projelerle bu bostanlarda kadın emeği ile atalık tohumları birleştirerek, kadınlara hem ekolojik hem de ekonomik imkânlar sunmayı planladıklarını anlattı.
Aslında bu etkinliğin tam adı ve amacı; atalık, yani genetiğine dokunulmamış eski tohumların kişi ve kurumlarca takas edilerek çoğaltılması ve yok olmasının önüne geçilmesidir.
Peki bu ihtiyaç nereden doğdu?
Bu sorunun cevabını vermek için hayli gerilere, İkinci Dünya Savaşı sonrasına gitmek gerekiyor. Bu paylaşım savaşı, tarım konusunda tam bir dönüm noktasıdır.
Hem tarımsal üretim istatistikleri hem de buna bağlı kanser istatistikleri yıkımın başlangıcı olarak bu dönemi işaret ediyor. O dönemde dünya kapitalist sistemi savaş sonrası, kârına yeni kâr alanları açmak için daha önce yeterince etkili olmadığı tarım ve gıda sektörüne yöneldi. Bunun sonucu olarak, kırsalda doğal olarak yetişen her şeyi daha hızlı üretmek ve kârını katlamak için tohumları ele geçirmesi ve burada bir hegemonya kurması gerekiyordu.
Bu süreçte tohumlar sadece ele geçirilmedi; daha "verimli" olması bahanesiyle tohumun genetik yapısı kârlılık esasına göre dönüştürüldü. Aynı zamanda, ulus devletlerde "tohum ıslahı" adı altında yerli ve kadim tohumların ticareti yasaklandı. "Verim artışı oldu" diyerek buna razı olunabilirdi belki; ancak kapitalizmin sınırsız kâr hırsı burada durmadı.
Genetiği değiştirilmiş tohumları tek elden satmak yetmeyince, bu tohumların hassas olduğu zararlılara karşı özel ilaçlar geliştirildi. Böylece bir yandan tohum satılırken, diğer yandan o tohumdan daha fazla kazanç getiren tarım ilaçları piyasaya sürüldü.
Sonuç; beklendiği gibi bol ve verimli ürünler değil, aksine bu gıdalardan ve ilaçlardan etkilenen milyonlarca kanser vakası oldu.
Bu durum toplumlar için bir felaket olsa da kapitalizmin buna da çözümü hazırdı: Milyonlarca lira maliyet oluşturan kanser ilaçları... Gördüğünüz gibi; konu bir tohum takasından başlayıp çağımızın vebası kansere kadar uzanıyor.
Tarım ilaçları ile tohumlarımız tohum olmakta çıkmış, toprağımız kirletilmiş ölüm saçıyor.
Neyse, biz yine tohum takasına dönelim.
Bu toplumun küresel eşkiyalara karşı oluşturduğu bu takasların temelinde, Anadolu'nun kadim "imece" kültürü yatar. Hepimizin her gün yaşadıklarını daha fazla uzatmayayım; kolektif hayatta, imece kültürüyle ve kapitalist kâr zihniyetine karşı atalık doğal tohumlarla, hoşça ve sağlıcakla kalın..
Kemal Karataş 14.02.2026
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


