Böbreklerimiz kanı zararlı olan ürik asit gibi metabolizma artıkların-dan temizlemek üzere süzgeç görevi görür.
Ayrıca kan hücrelerinin üretimi, vücut sodyum ve potasyum gibi elektrolit dengesinin sağlanması, hormon üretimi gibi pek çok görevi vardır.
Organ sağlığının korunması ve sürdürülmesinde dikkat edilmesi gerekenlerin başında tuz tüketimi yer alır.
Günde 5-6 gramdan fazla tüketilen tuz için böbrekler ekstra süzmek için çaba harcar. Birey artan gereksinimlerin dışında minimum 2 litre su tüketilmelidir. Fazla miktarda yağ (özellikle doymuş yağ)tüketimi kalp damar sağlığının bozulmasına dolayısıyla böbrek damarlarında tıkanıklığa neden olarak böbreğin beslenmesini engeller ve böbrek sağlığınızı olumsuz etkiler. Fazla kilo ve diyabet kan şekeri seviyelerinin kontrolünü güçleştirir. Fazla miktardaki glikoz böbrekler aracılığıyla idrardan atılmaktadır. Bu durum böbreklerimizdeki süzgeçlerin yapısını bozarak vücutta bulunması gereken dengeyi önlemiş olur.
Ayrıca kontrol altına alınamayan diyabet yüksek tansiyonu da tetiklemektedir. Bu nedenle bireylerin ideal ağırlığını koruması, fiziksel aktivite yapması, tekli ve çoklu doymamış yağları tercih etmesi, sakatatlardan, yağlı yiyeceklerden, tatlı ve hamur işlerinden uzak durması, işlenmiş gıdalar, salamura ürünler, tursu, salça gibi tuz içeriği yüksek besinleri tüketmemesi önemlidir. Düzenle olarak kan tahlili kan glikoz düzeyleri kreatin seviyesi, yıllık kontrollerin yapılması bireyin ileri dönemde böbrek nakli gerektirecek düzeyde kronik böbrek yetmezliği riskini azaltmaktadır.
Bireyde kronik böbrek yetmezliği var ise bireyin protein alımı ve su tüketimi yaşa, hastalık durumuna göre kısıtlanır ve beslenmesi programlanır. Kronik böbrek hastalığında beslenme için kişiye özel diyetisyen kontrolünde olmalıdır.
Tüm organlarımızın sağlığı çok önemli olup her gün yeterli ve dengeli beslenme ve uygun sağlık davranışlarının bireye kazandırılmasıyla daha sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün olacaktır.